Adana Tabip Odası Başkanı Uzm. Dr. Selahattin Menteş, Dr. Ersin Arslan’ın bir hasta yakını tarafından öldürülmesinin ardından 11 yıl geçmesine rağmen hekim ve sağlık çalışanlarının görevleri başında öldürülmeye devam edildiğini, bunu körükleyenin de hekimi, eczacıyı, diş hekimini, sağlık çalışanını yok sayan, tüketen, değersizleştiren sağlık politikaları olduğunu söyleyerek “Şifa dağıtmaya çalışırken ölmek istemiyoruz” dedi.

ŞİDDET HİÇBİR KOŞULDA HIZ KESMEDİ

TTB 2. Başkanı Doç. Dr. Ali İhsan Ökten, Adana Eczacı Odası Başkanı Ecz. Ö. Mürsel Yalbuzdağ, Genel Sağlık İş Adana Şube Başkanı Dr. Selim Eryürek ve hekimlerin katıldığı etkinlikte Adana Tabip Odası Yönetim Kurulu adına konuşan Başkan Uzm. Dr. Selahattin Menteş, “Dile kolay, henüz hayatının baharında genç bir hekimin sevdiklerinden, ailesinden, hastalarından acımasızca koparıldığı o kara günden bu yana 11 yıl geçti. Her yıl bu kara günü anarken, hekimlere yönelik şiddete dikkat çekmeye çalıştık. Üstüne yeni olaylar eklendi. Her gün yeni bir şiddet olayı ile yaşamak zorunda bırakıldık ve geçen 11 yılda hekimler görevleri başında öldürülmeye devam etti. Pandemide sevdiklerimizden ayrı kaldık, görevinin başında iken COVID-19 nedeniyle 217 meslektaşımız hayatını kaybetti, ancak bizler hastalarımızı korumak için koşulsuz çalışmaya devam ettik. Ve şiddet bu koşullarda da hız kesmedi. Deprem oldu hemen olay yerine koştuk. Aile fertlerini kaybeden, evi yıkılan, çalışma arkadaşlarını kaybeden hekimler dahi afet alanından ayrılmadı ve bir kişi daha yaşatabilmek için mücadele ettik. Depremde kaybettiğimiz her hastayla beraber bizim de bir parçamız öldü. Halen her gözümüzü kapattığımızda soğuktan buz kesmiş ellerini tutuyor, her aklımıza geldiğinde gözyaşı döküyoruz. Bu koşullarda da şiddet hız kesmedi.”

“YAŞAMAK ve YAŞATMAK İSTİYORUZ”

Başkan Uzm. Dr. Menteş, “Evet! Bugün 17 nisan; Dr. Ersin Arslan’ın 17 nisan 2012 yılında görevi başındayken hastanesinde öldürülmesinin üzerinden tam 11 yıl geçti; ama ne yazık ki sağlıkta şiddet sorunu hala çözülmüş değil; tam tersine tırmanarak devam etti, ediyor. 2003 yılından beri adım adım uyguladıkları “Sağlıkta Dönüşüm Programı” neoliberal politikalarla sağlığımızı meta, bizleri köle kıldı. Apartman bodrumlarına, penceresiz mekanlara sıkıştırılan 1. Basamak Sağlık Hizmetleri, bu ülkenin yurttaşları olarak hepimizin geleceğini çalan kara delikler olarak şehrin en uzak yerine kondurdukları “şehir/şirket” hastaneleri, eğitimden uzaklaşan, niteliği değil niceliği gözeten üniversite hastaneleri hem pandemide hem de depremde enkaz altında kaldı. Güvencesiz, esnek çalışma koşullarıyla güvenli ve sağlam olmayan binalarda sağlık hizmetinin verilemeyeceğini yine en son deprem bize gösterdi. Keza alınamayan randevular, alınsa bile 5 dakikaya sığdırılmaya çalışılan muayenelerle verilemeyen sağlık hizmeti, yok sayılan sağlık hakkı, iyileşemeyen hastalıklar, yapılamayan ameliyatlar, mesleki özerkliğe yapılan müdahaleler, hekimlerde ve sağlık emekçilerinde tükenmişliğe yol açtı, toplumun sağlığını bozdu. Sağlığımızı bozan, bizi yok sayan, tüketen, değersizleştiren sağlık politikaları şiddeti körükledi. Yaşamı ve yaşatmayı kendine şiar edinmiş bir mesleğin mensupları olarak sağlıkta şiddete karşı her yönüyle mücadelemiz devam edecek; çünkü biz hekimler, şifa dağıtmaya çalışırken ölmek istemiyoruz, Yaşamak ve Yaşatmak İstiyoruz.” diye konuştu.

ADEO BAŞKANI ECZ. YALBUZDAĞ, “ŞİDDETE HER ZAMAN MARUZ KALDIK”

Şiddete her zaman maruz kaldıklarını söyleyen Adana Eczacı Odası Başkanı Ecz. Ö. Mürsel Yalbuzdağ, burada yaptığı konuşmada “Dr. Ersin Arslanın hunharca öldürülmesi acı bir olay, hepimizi üzdü. Aslında tüm sağlık çalışanları halen tehdit altında. Biz eczacı ve sağlık çalışanları halkın sağlığını korumaya çalışırken, sağlık hizmetinin devamlılığını sağlamaya çalışırken kendi can güvenliğimizden endişe etmek istemiyoruz. Can güvenliğimizin sağlanması için gereken önlemler biran önce alınması lazımdır. Mesleğimizi güvenli bir ortamda yürütmek istiyoruz. Sağlıkta politikalaşma zihniyetinin ve halkın sağlığını düşünmeyen zihniyetin de değişmesi gerekmektedir. Tüm sağlık camiası ve yaşanan depremde yaşamını yitiren insanlarımızı rahmetle anıyorum.” dedi.

DOÇ. DR. ÖKTEN, “ŞİDDET DİLİ SONA ERMELİ”

Sağlıkta şiddetin tüm söylemlerine rağmen artarak devam ettiğini belirten Türk Tabipleri Birliği (TTB) 2. Başkanı Doç. Dr. Ali İhsan Ökten konuşmasında “TTB olarak hazırladığımız ‘Şiddet Yasa Tasarısı’ bir türlü meclisten geçmedi. Kendilerince çıkarılan yasa ise yeterli olmadı. Çünkü şiddet azalmadı. Artarak devam etti. İktidarın şiddet dili; tüm toplumu kutuplaştırdığı gibi toplumun kendi içinde de şiddete neden olmaktadır. Bu ülkede kadına şiddet var. Çocuğa, kadına, kediye, köpeğe şiddet var. Şiddet dili değişmedikçe şiddet devam edecektir. Bizim amacımız bu dili değiştirmektir.” şeklinde konuştu.

Editör: Murat BERHUN