AKP Hükümeti, ekonomide, 2001 krizinin ertesinde “Kemal Derviş” vasıtasıyla uygulanan IMF modelinin tıpatıp aynısını uyguladı;

Krizden çıkışta çekilen sıkıntılarının faturasını Ecevit’in başını çektiği “ÜÇLÜ KOALİSYON” öderken,mükâfatını da, üç seçim kazanarak Tayyip bey elde etti.

Ancak üretim ayağı eksik o programda, bir süre sonra AŞ ve İŞ sağlayan, “Reel Sektör” öncelikli yaklaşım tercihine geçiş eksik kalmıştı.

Yerli hammadde ve Öz kaynaklarla üretim tercihinin yapılmayışı, başta tarım ve bir ölçüde sanayide gerilemeye neden olurken çoğu dış kaynaklarla ithalata bağlı tüketim ve inşaat ağırlıklıyeterli iç tasarruflar yaratmayan, büyütmeyen büyüme bu yönüyle bugünlerin hazırlayıcısı oldu. .

AKP ekonomisi İthal ham ve ara malına dayanan, iğneden ipliğe her şeyin, bastırılmış döviz kuru nedeniyle yerli üretimi yıkan ucuzlukta geldiği ekonomik yaklaşım, Türk tarımını batıran, Sanayi zayıflatan ve görece gerileten büyüme modeli idi.

Ve sonunda ekonomi, sürekli açık veren ve kaynak ihtiyacını “sıcak para” ile temin eden; Bunun için de“bastırılmış kur-yüksek faiz” sarmalında kendini bulan bir çıkmaz içinde buldu kendini.

Bu ekonomik yanlışlara inzimam eden baskıcı yönetim anlayışının körüklediği huzursuzluklar sonucu patlayan “Gezi Direnişi”ni “Faiz Lobisine” bağlayan Tayyip bey, hem ekonomik hem siyasal krize yanlış teşhis koyarken; öbür yanda iktidarını tahkim edeyim diye kolkola girdikleri Cemaati “Paralel Yapı” kurmakla suçlayacak kadar büyük bir kuşatılmayı fark edememiş olarak, karizmayı fena çizdirmiş halde, bu ekonomik krize yakalandı.

Don Kişot’un Yeldeğirmenlerine saldırması misali “Faiz Lobisine” saldıran Tayyip bey,

“Faiz artışına direnen adam”, sonunda “ŞOK” faiz artışının yaşandığı dönemin başı, “Faiz Lobisine TUŞ Olan Başbakan” olarak tarihe geçti.

Gelinen noktada durum, herkes için kritik.

Antrparantez, değinmeliyiz ki bir Hükümet için en büyük yanlış, yönettiği halkı kamplara bölmektir.

AKP İktidarı ne acı ki Türk Halkını “Bizden olanlar” “Karşımızdakiler” olarak ikiye ayırmakla kalmıyor;

“Ötekileştirdiklerine” karşı çok da acımasız.

Bu ayırım, cezalandırırcasına ekonomide de yapılıyor;

“Karşıt” gördüğü Dev Şirketlere “Maliye” denetçilerini bir UMACI gibi yolluyor; CEZA salınıyor, yanlıştır.

Zamanında alınmayan ekonomik önlemin şimdi “şok faiz artırımı” olması mecburiyeti sonucu, “Merkez Bankası” kararı, dolar ile birlikte ekonominin belini de kırdı.

Bu durumda “Büyüme” hıı daha da yavaşlayacak,

“İşsizlik” daha da artacak.

Bu ortamda Türk Ekonomisinin önemli unsurlarını, özel sektörün görmezden gelinemeyecek devlerini siyasal amaçla cezalandırmak, bindiği dalı kesmekle eş değerdedir.

“Enflasyon” ise öngörülenlerin oldukça üzerinde gerçekleşecek, kaçınılmaz.

Esasen kredilerde bir “Acı Fren Yapma” kararı alınmışken, şimdi de yüksek Faiz” kararı ile borç ödeme daha pahalılaştı ve zorlaştı.

Bu tablo bütünüyle dar ve sabit gelirli için yeni bir “Acı Fatura”dır.

Ne yazık ki yanlış adımlar sonucu yine yırtılan, tüfekçi Bekir’in yakası oluyor.

Bu durumda bir başka halk sözü akla geliyor

Bu vaziyetlerde “Gayret dayıya düştü” denir,

“Kurdun ensesi -kendi işini kendi gördüğünden- kalın” bilinirmiş;

Türk Halkı, bu öz kültürün sahibi olarak, yorumunu da başaracak; çözümü demokratik yoldan bulacaktır, umarız…