Uzmanlara göre bu olağanüstü kuraklık, And Dağları’nın nemli hava akışını engellemesi ve Pasifik Okyanusu’ndaki soğuk Humboldt Akıntısı’nın atmosferik istikrar sağlaması nedeniyle oluşuyor.
Bu koşullar, organik maddelerin mikrobiyal çözünmesini neredeyse durma noktasına getirerek doğada eşine az rastlanır bir korunma ortamı yaratıyor.
DÜNYANIN EN ESKİ MUMYALARI BU TOPRAKLARDA
Atacama’nın doğal koruyucu yapısı, arkeoloji dünyası için eşsiz buluntuların günümüze ulaşmasını sağladı. Bölgede bulunan Chinchorro mumyaları, yapılan karbon testlerine göre M.Ö. 5000–7000 yıllarına tarihleniyor.
Bu mumyaların, Mısır mumyalarından yaklaşık 2 bin yıl daha eski olduğu tespit edilirken, Atacama Çölü dünyanın en eski korunmuş insan kalıntılarına ev sahipliği yapan merkezlerden biri olarak kabul ediliyor.
MARS YÜZEYİNE EN BENZER BÖLGE
Aşırı oksidasyon, nem eksikliği ve toprak yapısı bakımından Atacama, Mars yüzeyine dünyadaki en benzer bölge olarak gösteriliyor. Bu nedenle NASA ve Avrupa Uzay Ajansı (ESA), gezegen keşif araçlarının sensör ve otonom sistemlerini burada test ediyor.
Ayrıca düşük atmosferik nem, yüksek rakım ve yıl boyunca açık gökyüzü, bölgeyi astronomi açısından eşsiz kılıyor. Bu koşullar sayesinde ALMA (Atacama Large Millimeter/submillimeter Array) gibi dünyanın en gelişmiş gözlemevleri Atacama’da kuruldu.
DÜNYANIN EN ZENGİN TOPRAKLARINDAN BİRİ
Atacama Çölü, bilimsel öneminin yanı sıra küresel enerji sektörü açısından da kritik bir merkez konumunda bulunuyor. Bölge; lityum ve bakır açısından dünyanın en zengin rezervlerine sahip.
Özellikle Salar de Atacama olarak bilinen tuz düzlükleri, lityum iyon batarya üretiminde kullanılan ham maddelerin büyük bir bölümünü karşılayarak küresel lityum arz zincirinin merkezinde yer alıyor.
KURAKLIK İÇİNDE STRATEJİK BİR HAZİNE
400 yılı aşkın süredir yağmur yağmayan Atacama Çölü, sahip olduğu doğal, bilimsel ve ekonomik değerlerle yalnızca Şili’nin değil, dünyanın en stratejik coğrafyalarından biri olma özelliğini koruyor.