Sağanak bir yağmur ve yağmurda ıslanan bedenler. Yağmurla bile kendine gelmeyip, olup biteni görmeyenler. Sözleri çoktu, yalan yanlış her şeyi bilir gibi. Yürekleri yoktu, zırha bürünmüş sandıkları yalandan hayatları gibi. Bakışları karanlık, iftiraları anlıktı. Günleri değil geceyi sevenlerdi. Ne dünü sorguladılar, ne günü kurguladılar. Dünyaya amaçsız gelip, öylesine çekip gidenler.
2014 yılı çok iyi olaylar ve duygular yaşatmadan çekip gitmiştir. Umutlarımız yerle bir olmuş, hayallerimiz suya düşmüştür. Duyarsızlığın, vurdumduymazlığın, vicdansızlığın ve sorgusuz sualsiz yalanı talanı kabullenmenin yılı olmuştur. Yalan talan havada uçuşurken, iman duygusunu ne kendilerine ne başkalarına sorgulatmayanlar, bal tutan parmağını yalar mantığını gütmüşlerdir. Yani mantıkla değil, çıkarlarıyla eşgüdüm içinde nefsi hareket etmişlerdir. Birçok olumsuz duruma şahit olup, yaşananlar karşısında zaman zaman nutkumuz tutulmuş olsa da, normalleştirilmeye çalışılan bu durumları unutmamak gerekir.
Birkaç çarpıcı örnek vererek nasıl bir yıl geçirdiğimizi hep beraber görmüş olalım.
Doğu Anadolu Bölgemizdeki illerden biri olan Van’ın, Gürpınar ilçesine bağlı Yalınca köyü Çeli mezrasında hastalanan, 1.5 yaşındaki Muharrem bebek için ailesi sağlık yardımı talebinde bulunmuş, yolların kapalı olmasından dolayı! mezraya gidemeyen sağlık ekiplerini saatlerce beklemiş, tıbbi olarak müdahale edilemeyen Muharrem bebek vefat etmiştir. Babası Muharrem’in cansız bedenini mezradan köye çuvala koyup sırtında taşıyarak, utancın tokadını anlamasalar da sorumluların suratına vurmuştur.
Somada ve Ermenek’te işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirleri alınmadığı (ihmal edildiği) için yüzlerce maden emekçisi, göz göre göre ölüme sürüklenmiştir. Kazalar duyarlı yüreklerin acılar yaşamasına neden olmuştur. Maden kazalarında;
Kazadan yaralı olarak kurtulup, kömür karası bulaşmış çizmesinin sedyeyi kirletmemesi için çıkarmaya çalışan işçi, emekçinin ve emeğin yüce bir değer olduğunu bir kez daha göstermiştir.
Kazada oğlunu kaybeden babaya, ayakkabısı delik diye bir çift plastik ayakkabı hediye edilmiş, “oğlum yüzme bilmezdi, suyun içinde ne yaptı” diyen annenin sözleri içimizi parçalamıştır.
Kazaları olağan bir durum olarak karşılayanları destekleyenler, vicdan yoksunu olduklarını tüm cümle aleme kanıtlamıştır.
Vatandaş 700 lira kazanmak için dişini tırnağına takarken, 700 bin liralık hediye! saatleri takıp halkın arasında gezenler, değerlerin ne kadar çürüdüğünü ortaya çıkarmıştır.
Nazımın ustanın şiirinde dediği gibi;
...bizim kadınlarımız
korkunç ve mübarek elleri
ince küçük çeneleri,
kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yârimiz
ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen…kadınlarımız
Kendini geliştirmeyip sadece yozlaşan zihniyetler, bu zihniyetlerin kadın konusundaki olumsuz, küçümseyen düşünceleri ve önleyici tedbirlerin alınmamasından cesaret alan erkek egemen toplumdaki hasta beyinler, kadını saçma sapan bahanelerle öldürmüştür. Kadın cinayetleri 2014 yılında aydan aya artış göstermiştir.
Umudun ve yaklaşık 9 aylık yaşam savaşıyla mücadelenin simgesi Berkin Elvan; Taksim Gezi Parkı protestoları sırasında başına isabet eden gaz fişeği ile yaşamını yitirmiştir.
2014 yılında, yaşadıklarımızın sadece bir kısmı bunlar. Bunların dışında sizlerde, aklınıza gelenleri zaman zaman hatırlatın kendinize. Yaşanılanları unutmama adına zihinler açık olsun.