Gerçekte demokrasiyi de özgürlüleri de asla genişletmeyen; 12 Eylül ile hesaplaşmayı bir yana bırakın, içeriği ile 12 Eylül Anayasa’sını kalıcılaştıran AKP, Anayasa değişiklik teklifinin kabulü için her yola başvuruluyor.
EVET için şantajdan hileye her yolu mübah görüyor AKP; Baskı mı istersiniz, tehdit mi, gırla gidiyor…
Hiçbir şekilde AKP zihniyetini benimsemesi mümkün olmayan, 2002 ve 2007 seçimlerinde bir yandan sistemin, öte yandan 2007 deki DYP ve ANAP Genel Başkanlarının “oyuna gelip birleşememeleri” sonucu AKP’ye oy vermiş “Merkez Sağ” seçmen de yanıltıcı kampanyaya muhatap.
Nasıl, bir zamanlar ne olurlarsa olsunlar, zaman içinde köprülerin altından akan onca sudan sonra, bugün başka odakların tesirindeki eski ülkücüleri, yandaş ekran ve gazetelerde EVET propagandasına çıkarıyorlarsa, aynısını DYP-ANAP, şimdiki Demokrat Parti tabanına yönelik de yapmaktalar…
O çok istismar ettikleri inançların kutsal değerleri üzerine yemine çağrılsalar, 1982 de “Hayır” dedik diye yemin edemedikleri “12 Eylül Anayasasını tasfiye” palavrası üzerinden,
Demokrat Parti, Adalet Partisi, DYP ve ANAP Liderlerinin hayattaki temsilcilerinin, var güçleriyle “HAYIR” için çalıştığını bile bile, Merkez Sağ seçmeni “EVET”e çağırırken gerçekleri ters yüz etmekten geri durmuyorlar.
Bugün herkes bilir ki Celal Bayar 1945 yılında Demokrat Partiyi kuranların lideri, ilk Genel Başkan ve 10 yıllık DP İktidarının Cumhurbaşkanıdır. Onun (Allah uzun ömürler versin) kızı Nilüfer BAYAR GÜRSOY, Adalet Partisi milletvekilliği de yapmıştır. Bu hüviyetiyle Nilüfer hanımefendi Demokrat Partililer adına söz söylemeye, muhakkak ki Recep beyden çok çok hak sahibidir, layıktır.
İşte o Nilüfer BAYAR Gürsoy 12 Eylül referandumunda oyunun rengini açıkladı: Kahverengi yani HAYIR!
Buyurun birlikte okuyalım, ne söylemiş, aynı zamanda bir bilim kadını olan Nilüfer hanım:
3’üncü Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın 89 yaşındaki kızı Nilüfer Bayar Gürsoy, referandumda hayır oyu kullanacağını açıkladı.”(HÜRRİYET, 02.Eylül.2010)
HAYIR oyunun gerekçelerini de şöyle açıklamış DP Kurucusu ve Genel Başkanı, Atatürk’ün son Başbakanı, 3. Cumhurbaşkanımız Celal Bayar’ın kızı Sayın Gürsoy:
27 Mayıs ve 12 Eylül’ün başta gelen mağdurlarından biri olduğunu söyleyen Gürsoy, “27 Mayıs’ta dar bir zümrenin ele geçirdiği kuvvet ve sahiplendiği yargı mekanizması ile Yassıada Mahkemesi’nde neler yapıldığını gördük. Yargının bağımsızlığı esas olmalıdır. Anayasalar bir zümreyi, bir partiyi kayırıcı olmamalıdır.
Geniş tabanlı bir mutabakat aranmadan bir partinin, iktidarın getirdiği bu anayasa değişikliğine bakacak olursak, bir maddenin öne çıktığı görülüyor. O da yüksek yargıyı iktidar partisinin emrine bağlamak. Yargı bağımsızlığını yok etmek.
Ülkede işsizlik, terör, Doğu sorunu ve her ne kadar üzerinde durulmuyorsa da eğitim sistemi gibi birçok ciddi sorun varken, anayasa değişikliği paketi aceleye getirilerek halkın önüne konuldu. Ama ‘Sivil anayasa yapıyoruz, eksikse daha genişini de yaparız, yapacağız’ sözleriyle kandırmayı bıraksınlar. Hesap sorulacaksa neden 27 Mayıs’tan başlanmıyor? Darbe karşıtlarını kendilerine çekebilmek için yapılan bu demagojiler düpedüz tuzak. Darbe yaparken darbeci anayasaya mı bakıyor? Darbelere karşıyım. Dar bir çerçevede tek bir partinin görüşüne göre hazırlanan bu anayasa değişikliği de yanlıştır.”
Demokrat Partinin devamı Adalet Partisi Lideri 9.Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel’in değerlendirmesi de “HAYIR”lı olsun.
                                      
Bugün Genel Başkanlığını Cindoruk’un yaptığı Demokrat Parti, DEMİREL’in DOĞRU YOL PARTİSİ ile merhum ÖZAL’ın ANAVATAN Partilerinin birleşmesinden oluşmuştur.
Demokrat Parti Genel Başkanı Sayın Hüsamettin CİNDORUK, aynı zamanda Doğru Yol Partisi eski genel başkanıdır. Merhum Turgut ÖZAL’ın oğlu Ahmet Özal da şu anda Demokrat Parti Genel Başkan Baş Yardımcıdır.
Gerek Cindoruk, gerekse Özal, büyük bir gayretle HAYIR için çalışmaktalar, tıpkı ÜLKÜCÜLERİN Lideri, Milliyetçi Hareket Partisi genel başkanı Sayın Devlet BAHÇELİ gibi…
Görüyoruz ki Türk toplumunun siyasi manada iki ana damarından Merkez Sağ’ın, Yakın Tarihimizin bütün liderler, gerçek temsilciler, Demokrasi ve Özgürlük için 12 Eylül’de sandıklarından HAYIR oyları çıksın istemektedirler; tıpkı öteki ana damarın partisi CHP Lideri Kılıçdaroğlu gibi !
 Recep bey ve yandaşları Türk Halkını yanıltmak için ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar, Merkez Sağ ve Sol, Sosyal Demokrat liderler, Tek Adam diktasının, Cumhuriyetin temel niteliklerini değiştirmenin ve Hukuk Devletiyle Demokrasiyi bitirmenin yolunu açacak AKP anayasa değişiklik teklifine HAYIR diyorlar…