Birileri kendi köşesine çekildi. Birileri kalabalık neredeyse oraya gitti. O eski taşların ise üstünden çok sular geçti. Susturulanlar, susanlar, haksızlıklara çanak tutup, gölgesinden dahi korkup köşe bucak kaçanlar… Daha önceleri sünepe gibi sesleri çıkmazken, şimdilerde birer sırtlan olanlar… Duygudan yoksun olsalar da, duygu sömürmeyi iyi becerenler gün gibi ortadadır.
Asıl mücadele şimdi başlamaktadır. Öyle 60 yıllık emeğin kazanımlarıyla rehavete kapılarak değil, yok edilmek istenen değerlerimize, inançlarımıza, bilim ve tekniği emekçi halkımızın hizmetine sunmaktan yana olan düşüncelerimize ve gücümüze sahip çıkma zamanıdır. Şimdi her zamankinden çok söz söyleme, her zamankinden daha çok yaşamı ve sürdürülebilirliğini savunma zamanıdır. Yalancılara, talancılara hazımsızlık yapan TMMOB’un, susmayacağı herkesçe bilinmelidir. TMMOB ülkenin ve halkın ortak değerlerinin tüketilmesinin ve peşkeş çekilmesinin önündeki en büyük engeldir. Bu nedenle TMMOB; çekip çevrilecek, suspus edilecek, halktan ve yaşamdan yana değil, ranttan yana olacak bir hale getirilmeye çalışılmaktadır.
Unutulmamalıdır ki, çeşitli yöntemlerle korkutulmaya, sindirilmeye çalışılan TMMOB, mücadele geleneğinden gelmektedir. Birçok kesimin; üniversitelerin, gazetelerin, aydın(!)ların, sanatçı(!)ların kısacası topluma yön verip aydınlatacak, bilinçlendirecek ve bu anlamda misyonları olan insanların, adeta dillerini yuttuğu dönemlerde dahi TMMOB, halka gerçekleri söylemekten çekinmemiştir. TMMOB’un bu tavrı ve duruşu bana hep Pir Sultan’ın yaşamını hatırlatır.
Horasan erenlerinden Kul Fahı ve eşi Cemile Hatunun oğlu olan Pir Sultan (Haydar) dört kapı ve kırk makamın sırrına küçük yaşta erişmiştir. Pir Sultan; döneminin önde gelen, halk tarafından sevilen ve dergahında mürit yetiştiren önderlerinden biridir. Dergahına Tokat’tan gelen Hızır isimli müridi de katılmış olan Pir Sultan; halka zulmedip ağır vergiler alan dönemin Sivas Valisi Ayvaz Paşa’nın huzuruna çıkıp; “yoksul halka yapılan eziyettin utanç verici olduğunu” söylemiştir. Pir’in sözlerine sinirlenen paşa ona işkence yaptırıp, elleri zincirlenmiş halde Banaz’a göndermiştir. Bu arada dergahta 7 yıl müritlik yapan Hızır Paşa İstanbul’a giderek büyük adam olmak istediğini ve adaleti temsil etmek istediğini belirtmiştir. Pir’inden ruhsat ve himmet isteyen Hızır’a Pir Sultan; ruhsatta veririm himmette, ama “sen gidip büyük adam (vezir, paşa) olunca gelir beni asarsın” demiştir. İstanbul'da tahsilini tamamlayan ve Sivas'a vali olan Hızır Paşa Banaz Köyü'nden haracını alamayınca, halkın önderi Pir Sultan'ı ayağına çağırmıştır. Pir Sultan bu davete cevap vermeyince eli-kolu zincirlenmiş ve sürüye sürüye paşanın huzuruna getirtilmiştir. Kendisine yapılan uygulamadan rahatsız olan ve çok ağırına giden Pir Sultan, Hızır'ın olaydan bihabermiş gibi davranmasına hiddetlenerek "yaptıklarının kötü ve halka yapılanın zulüm olduğunu” söylemiştir. Hızır Pir Sultan'a istediğini yaptıramayacağını bilir ve "Sivas'a girmesinin yasak olduğunu" söyleyerek ve onu sürmüştür. İlden ile gezen Pir Sultan vatan hasretine dayanamayıp geri geldiğinde Banaz'da taş taş üstünde kalmadığını görünce, Hızır Paşa’dan hesap sormuştur. Paşanın “Banazlılar bana itaat etmedi, haram yediler” cevabı üzerine Pir; iki helal iki haram yemek pişir ve göreceksin ki benim itlerim bile haram yemeyecekler demiştir. Pir Sultan’ın dedikleri gerçekleşince Hızır daha çok sinirlenir ve “içinde şah kelimesi geçmeyen bir şiir söyle seni affedeyim, yoksa asarım” demiştir. Bunun üzerine Pir Sultan; halkın önünde asılmasına neden olacak her dizesinde Şah kelimesinin olduğu deyişi okuyarak, tüm hayatı boyunca olduğu gibi bir kez daha; baskıya, zulme ve halkı ezene karşı gelmiştir. Doğruları söylemekten çekinmemiş, susmamıştır. Pir Sultan’ın Hızır Paşaya boyun eğmediği gibi TMMOB’ta boyun eğmeyecektir.
Hızır paşa bizi berdar etmeden
Açılın kapılar Şaha gidelim
Siyaset günleri gelip yetmeden
Açılın kapılar şaha gidelim
…