Önceki gün TV kanalları arasında zap yaparken, TVNET'e takıldım. Kendisini yazar-çizer takımından sayan, ancak sadece küfür eden bir meczup, Cumhuriyete ve Atatürk'e kin kusuyordu. Tarikatların savunucu, kendisini tarihçi-yazar olarak gösteren bu zat, Atatürk ve silah arkadaşlarına küfretmekte kendine sınır tanımıyordu.
Kendisine TV ekranlarından seslenme, görüşlerini sunma fırsatını yaratan, Anadolu toprakları üzerinde bugün varolma nedeni olan Ulusal Kurtuluş Savaşı'na ve O'nun komutanı Mustafa Kemal Atatürk'e ağız dolusu hakaret etmekten imtina etmiyordu.
Kadir Mısırlıoğlu denilen bu adam, Mustafa Kemal ve arkadaşlarını 'Ehli Küfür' olarak niteliyor, Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın başarıya ulaşmasının, Atatürk Devrimlerinin yapılmasının nedenleri arasında Ehli Din cephesinin başarısızlığını gösteriyordu. Kimyadaki KAPLAR TEORİSİ'nden hareketle, Ehli Küfür cephesinin, karşı cephenin yaptığı yanlışlardan yararlanarak başarıya ulaştığını, Ehli Din cephesinin bir çok yanlış yaptığını, ileriyi göremediğini, rehavet içerisinde olmasından dolayı Kemalistlerin başarılı olduğunu, Ehli Din cephesinin yenilgiye uğradığını ileri sürüyordu. Kadir Mısırlıoğlu, Ehli Din Cephesinin yaptığı yanlışlar yasesinde Ehli Küfar Cephesinin başarılı olduğunu, bu sayede bir dizi yenileşme hareketini uygulamaya soktuğunu, daha da ileriye giderek Tekke ve Zaviyeleri kapattığını, insanların İslam Dinini öğrenme ve dini inançlarına göre yaşamalarını engellediğini, dinsizleştirdiğini belirterek, Atatürk Devrimlerine karşı resmen savaş açıyordu.
***
Cumhuriyetin savcıları, bugün hala yürürlükte olan Devrim Yasalarına göre suç işleyen bu Kadir Mısırlıoğlu denilen kişiyi görmüyor mu?
Bugün ülkemizde bir çok TV yayın yapıyor. Büyük bir kısmı da belli odakların elinde periyodik olarak Cumhuriyete ve onun değerlerine saldırıyor. Çok seslilik, demokrasi ve özgürlük perdesi altında, 87 yıllık Cumhuriyetten intikal almaya çalışanlara kucak açan, 2.Cumhuriyetçilere yataklık eden, karşı devrimden yana karanlık odakların maşalarını barındıran, aydınlanma karşıtı bir avuç dolusu, kerameti kendinden menkul meczupları ekranlarına taşıyan bu TV kanalları, sözde RTÜK tarafından denetleniyor.
O RTÜK ki; bu yayınları izlemiyor mu?
Türkiye Cumhuriyeti'nin yasalarına uygun olarak kurulan RTÜK, bu yayınları neden görmezden geliyor.
Kendi kuruluş felsefesine uygun olarak bu Cumhuriyeti ve onun yasalarını korumakla yükümlü değil mi?
RTÜK böylesi bir nefret ve kinle dolu insanları ekranlarına taşıyanlara karşı neden sessiz kalıyor?
Zaten bir elin parmaklarından az kalan, Cumhuriyetten, Aydınlanmadan, Türkiye Cumhuriyeti'nin Batı'ya çevrili yüzünün çağdaş muasır medeniyetler seviyesine ulaşmasından yana çaba sarfeden TV'lere gözaçtırmayan, en küçük bir ihlalde ceza yağdıran RTÜK, TVNET başta olmak üzere bir dizi TV kanallarına karşı neden sessiz ve suskun?
Yoksa ortak amaca mı hizmet ediyorlar da biz bilmiyoruz...
***
Atatürk elbette put değildir ama Ehli Küfür Cephesi komutanı da değildir?
Atatürk, çağın en ilerici, aydın devlet adamlarından biridir.
Bir imparatorluğun yıkıntıları arasından, Anadolu toprakları üzerinde yeni bir devletin kuruluşunu gerçekleştirmiştir. Yakılıp yıkılmış, tersanelerine girilmiş, ordusu dağıtılmış, her bir köşesi işgal edilmiş bu topraklar üzerinde bağımsız ve özgür bir devlet kurmuş, Türk'ü Avrupa'nın hasta adamı olmaktan kurtarmış, dünyanın ezilen milletlerine rehber olmuştur.
Atatürk, devrim ve ilkeleriyle birlikte eskiyle, köhnemiş olan yönetim modeliyle bağlarını kopartıp, ilimden yana, gelişmeden yana, çağdaşlaşmadan yana ağırlığını koymuş, feodaliteye, bağnazlığa, teokrasiye ve onun kurum ve kuruluşlarına başeğmemiş, ortaçağın karanlıklarından beslenen unsurları tasfiye ederek demokrasiyi benimsemiş bir liderdir.
Dünyanın global ekonomik kriz yaşadığı 1938'lere gelindiğinde bütçesi fazlalık veren, kendi uçağını yapar hale gelen, ülkenin dört bir yanını demirağlarla örmüş, sanayileşme hamlesi başlatmış, ekonomisi kendi ayakları üzerinde duran Türkiye, demirçelik sanayisi, şeker fabrikaları, mensucat fabrikaları ile dışa bağımlılıktan kurtulmuş ve kendi kendine yeter hale gelmiş, köy enstitüleriyle kırsaldaki aydınlanmayı sağlamış, bu sayede de vahşi kapitalizmin yarattığı kanlı uluslar boğuşmasının dışında kalmayı başarmıştır.
***
Ancak bugün gelinen noktada inkarcılık ve Atatürk düşmanlığı prim yapar hale geldi. Öngörüsüz, çapsız siyasetçiler, işbirlikçi burjuvazinin de çıkarlarına uygun olarak gerici çevrelere ödün vere vere cumhuriyetin değerlerinin yıpratılmasına sessiz kaldı.
İşbirlikçi ve tekelci burjuvazi, Anadolu'daki milli burjuvazinin gelişmesini engellemek için bir dizi ihanet politikalarını uygulamaya sokarak, emperyalizmin ekonomik ve militarist yapılarının içinde yeralarak, iki kutuplu yayılmacı güç arasında, kendine mandacılığı uygun gördü. Devrin ünlü siyaset adamı İsmet İnönü'nün "Ahırda atlar tepişir, olan eşeklere olur" sözüne rağmen, ABD emperyalizminden yana tavır geliştirildi ve sonuçta, ABD’nin güdümüne girilerek, uzak diyarlarda meydana gelen bağımsızlık mücadelelerinin boğulmasına, halk isyanlarının ezilmesine hizmet etti.
***
Uzay çağının yaşandığı, teknolojinin hızına erişmenin zorlaştığı günümüzde, karanlıkla beslenen çevreler cesaretlendirildi, okyanus ötesinde emperyalizmin hizmetinde olanlar bugün ülke yönetiminde söz sahibi edildi, ilericilik-yurtseverlik suç sayılır hale geldi, adaletin terazisi bu çevrelerden yana ağır basar hale getirildi, cumhuriyetle hesaplaşma dönemi başlatıldı.
Gerçek yurtseverler, Cumhuriyetçiler, demokratlar, sosyalistler, insan hak ve özgürlüklerinden yana olanlar, ayrışma ve kamplaşmanın başladığı bu günlerde seslerini yükseltmeli, daha özgürlükçü, demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla işlemesine imkan sağlayan, çağdaş ülkelerdeki özgürlükçü ortamı hedefleyen anayasa talebini dile getirmeli, yaklaşan tehlike karşısında uyanık olmak zorundadır.
Yorumlar