Günümüzde CHP, içten-dıştan sürekli eleştirilere fazlasıyla muhatap bir partidir. Hatta önceki Genel Başkan Sayın Deniz Baykal’a, O’nun şahsında CHP’ne acımasızca vurmamak bir eksiklikmiş gibi idi…
Baykal gitti amma çiçeği burnunda yeni Genel Başkan Kılıçdaroğlu da bu kaderden nasibini ziyadesiyle alıyor. Kemal beyi kendisine bırakan, sözünü sona dek dinleme tahammülü gösteren kimse yok; herkesin arzusu Kılıçdaroğlu’na “kendi aklındakini” söyletmek; sanki CHP bir “nevzuhur” parti, sanki Kemal bey bir siyaset acemisi!
CHP’yi eleştirenlerin konuları da birbirinden çok farklı, beklentiler çoğu kez taban tabana zıt; Yani durum ne söylersen söyle, “ne İsa’ya ne Musa’ya” durumu…
Kimi Cumhuriyetin kurucu siyasal kurumu CHP’nin, bir “Çağdaşlık Projesi” Laik Cumhuriyetin maruz kaldığı “linç” girişiminde, Atatürk’ten emanet “misyonuna” bağlılık bağlamında duyarlılığını gereksiz bulup saldırıyor; kendi kendini inkar etmesini istiyorlar!
Kimi 6 Okun bazılarını gereksiz bulup yok saymasını talep ederken,
Kimi de Sosyal Demokratlığını yetersiz bulup hırpalıyor CHP’ni …
İşin ilginci, hariçten gazel okuyanların kişisel tarihlerinde CHP’ye oy vermişlik yok.
Hiç kıvırmasın o tipler, “Kemal beyden beklediklerimizi görürsek şimdiden sonra oy vereceğiz” filan demeye kalkmasınlar. 12 Eylül referandumunda Kemal beye değer verip “Hayır” diyebildiler mi, gözlerini kaçırmadan bakıp cevaplasınlar önce…
Bakın önce de sonra da, birilerinin gönlü olsa da olmasa da, Kemal beyin de altına imzasını atacağı şu hususta mutabık kalmak gerek en baştan:
CHP Mustafa Kemal Atatürk’ün partisidir; Atatürk ilke ve devrimleri asla demode olmaz Atatürkçüler için; ALTI OK ile sembolize olunan umdeler, Devletimizin “Anayasal Değişmezleri” de bu bağlamda CHP için asla yük değillerdir.
Yük değillerdir çünkü CHP’nin misyonu “Ülkesini, Ulusunu, bütünüyle Çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine taşımaktır.”
CHP, Halkçı ve Devrimci bir parti olarak bunları simgesinde ölümsüzleştirmiştir.
“Değişim” elbette ancak daima ileriye, daima yukarıya, daima en yüksek ölçütlerde ancak özünü yitirmeden, benliğini kaybetmeden!
İşte o nedenledir ki CHP üzerine söz edenlerin kendi kafalarındakini Kılıçdaroğlu’na söyletmeye çalışmadan, söylediklerine kulak vererek değerlendirme yapmaları gereklidir.
Bu bağlamda CHP Liderinin Sosyalist Enternasyonal konuşmasında değindiklerine bakalım. Kılıçdaroğlu konuşmasında AKP İktiranındaki (1) İstihdamsız büyüme ve de (2) “Dışa kanama” diye adlandırdığı, sıcak paraya ödenen faiz ve yabancı sermayeye ödenen kâr transferleri konularını öne çıkarıp, şöyle konuşmuş: “Günümüzde sıcak paranın 2 faturası var: (1) istihdamsız büyüme, (2) Dışa kanama.
- Bu gelişmenin faturasını emekçiler, çiftçiler, emekliler, esnaf ve işsizler, kısacası geniş halk kesimi ödüyor.
- Bunlar yetmemiş gibi şimdi de başka ABD ve sanayileşmiş ülkeler olmak üzere küresel çapta, iç talebi canlandırmaya değil de ihracata dayalı büyüme arayışları, durgunluk tehlikesini ve korumacılık eğilimlerini güçlendirmeye başladı.
- Durgunluk tehlikesi ve korumacılık eğilimi etkisinde ülkeler (1) Düşük ücrete ve (2) Düşük sosyal haklara dayalı rekabet politikalarını benimser oldu.
- Halbuki esas olan iç talebin genişletilmesi, bunun için emekçilerin satın alma güçlerinin yükseltilmesi, gelir dağılımının düzeltilmesi, sosyal politikaların geliştirilmesidir. Bunları düşünecek olan, yapacak olanlar ise sosyalist partilerdir.
- İşte bunun içindir ki insana öncelik veren sol yönetimlerin iktidara geçmesi, iktidarda olanların güçlenmesi gerekir.” Sosyal Demokrat bir parti olarak CHP, Kılıçdaroğlu’nun ağzından sorunları ne güzel ortaya koymuş.
Halkçı bir partiden beklenen, ülke güya “büyürken” yıllardır durumu iyileşmeden fakirlik sınırında debelenen geniş halk yığınlarının sorunlarına çare olmaktır.
AKP İktidarında halk, avare kasnak gibi yıllarını ya işsiz ya fukaralıkla geçirirken, deveyi “hamudu” ile yutan eller değil mi?
Kemal beyin bazılarına “yeni” bazılarına da “yadırgı” gelen söylemi esas itibarıyla bu amaçlara dönük ve görüşlerinin özeti de yukarıda alıntılanan gibi!
CHP için yazılıp çizilenler, halkı umursamadan, sonuçta emperyalizme hizmet bağlamında AKP hanesine artı olsun amacıyla değilse, dikkatlerin teksif olunacağı odak değindiklerimiz olmalı.
Ha bir de CHP’ye tarihi “Misyonu” asla yük değil…
Yorumlar