Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Jeofizik Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Emin Pişkin, Türkiye’nin deprem gerçeğiyle yüzleşmek zorunda olduğunu vurguladı. 1-7 Mart Deprem Haftası nedeniyle açıklama yapan Pişkin, zemin gerçeğinin görmezden gelinmeye devam edildiği takdirde depremin afete dönüşmeye devam edeceğinin altını çizdi.
Yıllar boyunca yıkıcı depremlere sahne olmuş bir coğrafyada yaşandığını hatırlatan Başkan Pişkin, “1999 yılında meydana gelen 17 Ağustos Gölcük Depremi uzun yıllar bir milat olarak kabul edilmiş; yapı güvenliği, denetim ve mühendislik hizmetlerinin önemi toplumun tüm kesimlerince daha güçlü şekilde dile getirilmiştir. Ancak aradan geçen 24 yılın ardından yaşadığımız 6 Şubat Depremleri, ne yazık ki gerekli derslerin yeterince alınmadığını göstermiştir” dedi.
TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Emin Pişkin, yaptığı açıklamada, Türkiye’nin bir deprem kuşağı üzerinde bulunduğu gerçeğinin artık tartışma konusu değil, bilimsel bir zorunluluk olduğuna dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:
“RİSKLİ YAPI STOKU VE İMAR AFLARI ENDİŞE VERİYOR”
Ülkemizin aktif fay hatları üzerinde yer aldığı bilinmesine rağmen, yapı stokunun önemli bir bölümünün hâlâ riskli olması kaygı vericidir. Özellikle belirli aralıklarla çıkarılan imar afları, mühendislik hizmeti almamış veya eksik almış yapıların yasallaşmasına neden olmakta; bu durum gelecekte yaşanabilecek depremlerde can ve mal kaybı riskini artırmaktadır.
Her yıl yaklaşık 100 bin civarında yeni yapının inşa edildiği Türkiye’de, yalnızca bina sayısındaki artış değil, bu yapıların hangi teknik ve bilimsel esaslara göre üretildiği de hayati önem taşımaktadır. Deprem güvenliği; sadece beton kalitesiyle değil, zemin özellikleriyle birlikte değerlendirilmesi gereken bütüncül bir mühendislik meselesidir.
“YAPI–ZEMİN İLİŞKİSİ HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR”
Depremlerde yıkımın büyüklüğünü belirleyen en önemli unsurlardan biri yapı–zemin ilişkisidir. Ancak ne yazık ki, zemin etüdü gibi kritik mühendislik çalışmalarına bazı uygulamalarda yalnızca tamamlanması gereken bir evrak gözüyle bakıldığı görülmektedir. Oysa zemin etütleri; yapıların güvenli tasarlanması, doğru temel sisteminin belirlenmesi ve olası zemin büyütmesi etkilerinin ortaya konulması açısından vazgeçilmezdir.
Bazı kurum ve kuruluşlarda teknik kadro eksikliklerinin bulunması, denetim mekanizmalarında aksamalara yol açmakta; bu durum bilimsel ve teknik kriterlerin sahada yeterince uygulanamamasına neden olmaktadır. Deprem riskinin azaltılması; yalnızca afet sonrası müdahaleyle değil, afet öncesi bilimsel planlama ve etkin denetimle mümkündür.
“SORUMLULUĞUMUZU BİLİYORUZ”
Emin Pişkin açıklamasında şu çağrıyı yaptı:
“Depremler doğa olayıdır; ancak afete dönüşmesi insan kaynaklı ihmallerin sonucudur. Kurumlarımızdan özel sektöre kadar tüm paydaşlar, standartlara ve sınır şartlara eksiksiz uymalı; mühendislik hizmetleri eksiksiz ve bağımsız şekilde yürütülmelidir. Teknik kadrolar güçlendirilmeli, denetim mekanizmaları etkinleştirilmeli ve zemin gerçeği asla göz ardı edilmemelidir. Ancak o zaman depremler felakete dönüşmeyecektir.”
Başkan Pişkin, açıklamasını, “TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Adana Şubesi olarak; bilim ve mühendislik ışığında, güvenli yerleşimler için üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz” şeklinde konuşarak tamamladı.




