Adını tam olarak koyamıyoruz, bulduğumuz terimleri üzerlerine konduramıyoruz. Özürlü, sakat, engelli gibi isimlerle anılan arkadaşlarımız, dostlarımız, annemiz, babamız, oğlumuz-kızımız, kardeşlerimiz, yaşamımızın tam ortasında yer alıyor. Farklı bakış açılarına maruz kalsalar da aslında bizden istedikleri çok şey yok, tatlı bir tebessüm, sohbet, arkadaşlık ya da dostluktan öte... Yaşam gerçekliğini istismar edenleri Allah'a havale etmekten başka çıkar yolumuz da var elbette. Yılda bir kez hatırladığımız doğrudur, popülist söylem ve eylemlerle geçiştirdiğimiz de bir gerçektir. Yaşam alanlarını daralttığımız, kimi zaman acıyan gözlerle baktığımız da olmuştur. Şehirlerde rahat yürümelerine, ulaşım araçlarından yeterince faydalanmalarına, yemelerine-içmelerine, eğlenmelerine engel de olunmuştur belki...
***
“Zararın neresinden dönerseniz kârdır" atasözünü önemsiyorum... Gelin siz de öyle yapın ve Adana Sakatlar Derneği Başkanı Halis Kassap'ın mesajını içinize sindirerek okuyun:
"Engelli bir insanın eli-kolu olmasa dahi, elinizi uzatarak selam verin. Engelli kişi size nasıl davranacağını bilir.
Yardım etmeden önce yardım isteyip istemediğini sorun. İstek olmadan yardım etmeye kalkmayın.
Kendinize göre yardım etmeye kalkışmayın. Engelli kişinin sizi yönlendirmesine fırsat verin.
Engelli kişi karşısında aşırı dikkatli olmaya kalkışmayın. Diğer insanlarla nasıl konuşuyorsanız, onlarla da öyle konuşun.
Acıyarak yaklaşmayın. Engelli insanlar sadece birtakım engellere sahip, mutsuz ya da hasta değiller.
Kelimeleri dikkatle, vurgulayarak, yüksek sesle bağırıp çağırarak konuşmayın. Bedensel engelli bir kişinin duyma sorunu yoktur. Tane tane konuşarak onun bir zeka sorunu olduğunu ima eder tarzda konuşmayın.
Kibarlık yapacağım diye günlük konuşmanızın dışına çıkmayın. Örneğin tekerlekli sandalyedeki engelliye, “Nereye gidiyorsun?” ya da görme engelli birine, “Görüşmek üzere” demenizin bir sakıncası yok.
Engelli insanların yüzde 98'inin üzüldüğü konu; bakışlar. Sanki çok garipsercesine pür dikkat bakışlar engelli insanları rencide etmekte, üzmektedir. Sevgi ve saygıyı bakışlarınızla karşınızdaki engelli bireye hissettirin, bu onu fazlasıyla mutlu edecektir."
Teşekkürler Halis Bey...
Hatalarımı telafi etme uğraşında olacağıma söz veriyor, toplumu da zarardan dönmeye çağırıyorum.
Lütfen engel olmayalım...

SAYGIYLA ANIYORUM
24 Kasım Öğretmenler Günü'nde kaybettik 'GÜMÜŞ'ümüzü. Bugün tam 12 gün oldu. Yokluğuna alışmak zor. O'nu unutmayacağız elbette. Hayatımızın bundan sonraki diliminde sohbetlerimizde, toplantılarımızda ve anılarımızda yaşatacağız. Güler yüzünü hatırlayacağız.
3 Aralık 2009'da yitirdiğimiz SEYİT ALİ AKGÜL'ün de ikinci ölüm yıldönümü. Sonbahar'ı sevmez oldum. Önce SEYİT ALİ BABAMIZ, sonra ağabeyimiz, 'GÜMÜŞ'ümüz... Nasıl sevebilirim ki... Bir bir ve zamansız alırken sevdiklerimi... Kalemini kırmayan, onurunu koruyan, dik duran iki 'USTA'ya selam olsun. İki sendikacı, iki arkadaş sevdalısı, iki genç meslektaş dostu, iki ilkeli ve dürüst gazeteci selam olsun size...
Saygı benden, sevgi benden size...
Ellerinizden öperim...