Silivri mahkeme salonunda beş seneden beri devam etmekte olan dava nihayet neticeye kavuştu. Hazırlık tahkikatından sonra bir karara varılabilen dava, Türk yargı tarihindeki yerini aldı almasına da, layık görüldüğü rafta ne müddetle kalabileceği şimdilik şüpheli bir vaziyet arz etmektedir.

Bu mahkeme kararı ile bir mahkeme bitmemiştir. Hatta yeni bir sayfa açıldı denilebilir.
Adına Ergenekon terör örgütü denilen bu davanın karar dosyasında Ergenekon denilen örgütün şemasına henüz ulaşılamamıştır. Örgütün lideri kim? Henüz böyle bir bilgiye bile ulaşılamamıştır. Silivri Ceza mahkemesinde Türk Ceza mevzuatında yeni bir delil olan gizli tanık dinlemenin maksadını aşan bir şekilde kullanıldığı gün yüzüne çıkmıştır. 

PKK Terör örgütünün ikinci adamı Şemdin Sakık’ın ifadesi ve Adalet ve Kalkınma Partisi hükümeti döneminde Genel Kurmay Başkanlığı görevin yapan İlker Başbuğun emekli olur olmaz Ergenekon terör örgütünü yönetmekle suçlanmasını anlayabilmek pek mümkün değildir.

Gizli sanıklardan sadece Şemdin Sakık’ın açık kimliği bilinmektedir. Bu da Şemdin Sakık’ın kendi isteği ile kimliğini açıklaması ile mümkün olmuştur. Gizli tanık Şemdin Sakık’tan ibaret değildir.
Bu davada 41 kişi gizli tanık olarak dinlenmiştir. Yani ismi meçhul 41 tane daha Şemdin Sakık var bu davanın gizli tanıkları arasında.

Türk Yargı tarihinde bir ilk zuhur etti. Sadece Türk yargı tarihinde değil Dünya yargı tarihinde de bu yargılama teamüllerinin bir benzerinin olmadığı iddia edilebilir. 21 şüpheli beraat etti. 16 Tahliye var. Mehmet Haberal ve Mehmet otuzbiroğlu da tahliye edildi. En yüksek dereceden cezalar yağdı ve müebbet hapis cezası alanlar oldukça fazla.
İlker Başbuğ,
Hurşit Torun,
Veli Küçük
Muzaffer Küçük.
Doğu Perinçek.
Kemal kerinçsiz.
Mustafa Özbek.
Şener Eruygun.
Dursun çiçek.
Tuncay Özkan.
Nusret Taşdelen,
Hasan Issız
Sevgi Erenekol.

Mahalli Ağır Ceza mahkemesinin aleyhine karar verdiği isimlerden bir kısmıdır yukarıda isimleri belirtilenler. Bu isimler terazinin bir kefesinde ağırlık testinden geçirilmektedir. Diğer kefe ile dengelenecek bir çalışmadan sonra ufukta topyekûn bir af gözükmektedir. Bir şey biraz hazin oldu. Belki de biraz ayıp ve belki de biraz yakışıksız. İlker Başbuğ’a karşılık Abdullah Öcalan ve diğerlerine karşılık, terazinin birinci kefesinde bulunanlar. Bir barışa giden yol, ancak bu kadar patikalaştırılabilinirdi. Şimdi bu yapılmaya çalışılıyor. Netice o ki, barışa da takiyye karıştırıldı ve yeniden yargı tarihimize bir ayıp daha eklendi