GAFLET MAHMURLUĞUNDAN AYILMAK VE ÖLÜM UYKUSUNDAN MİLLETÇE UYANMANIN ELZEM OLDUĞU GÜNLERDEN GEÇİYORUZ.
               Lozan barış anlaşmasının 90.yıldönümünü geride bıraktık. Lozan barış antlaşmasıyla mağdur ve mazlum bir milletin devleti olan Türkiye Cumhuriyeti, tarih sahnesinde yenen ve kazanan taraf ağırlığıyla ağırlanmışken, bugün o müktesep hak ve kazanımlarımız, birtakım iç ve dış mihrakların gaflet, dalalet hatta ihanet tuzaklarıyla erozyona uğratılma sürecini yaşamaktadır. Evet, bugün ve şu saatler itibariyle bile bu erozyonu iliklerimize kadar milletçe yaşamaktayız. 90 yıl evvelki yenen devlet; Lozan antlaşmasının gururlu devleti ve muzaffer milleti; Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Milleti olarak bizler şimdi bağımsızlığımızın peyder pey elimizden alındığı ve tüm değerlerimizin sömürüldüğü bir tarihsel süreçten geçmekteyiz.
               İnançlarımızın, değerlerimizin, ruhlarımızın ve masum duygularımızın derinliklerinde taşıdığımız ve bir zamk tutanaklığı ile çağlar boyu onurla koruduğumuz zengin tarihsel kıymetlerimizin kıymetini bilemedik milletçe. Birliğimizi, beraberliğimizi, barışımızı, kardeşliğimizi ve üniter millet olma anlayışımızı; kısa vadeli menfaatler ve evrensel güçler tarafından hesabı yapılmış sinsi planların hedefe ulaşması için, siyaset kantarında takas ettik. Bilmediğimiz ancak hazmetmeye mecbur edildiğimiz günleri çabucak bitirerek çok ivedi şekilde bizleri derin uçurumlara götüren açılım masalına kanarak 2010, 12 Eylülünde sunulan referandum hapını, % 58 çoğunlukla iştahla yuttuk.
               Oysa Türk Milleti için böylesi bir tutsaklığın, esir alınmışlığın ve çaresiz bırakılmışlığın örneği tarihte bu güne kadar yaşanmamıştır. Anadolu insanının iktisadiyatı mahvedilmiştir bugün. Tarihimizde ilk kez devlet ve milletimiz 965 milyarlık borç batağına itilmiştir. Türk Milleti fert fert çaresizleştirilmiştir. Anadolu insanı, sevabı olmayan türden sadakalarla aldatılmıştır. İnsanımız, çaresizliğin ve fukaralığın can yakan cenderelerine mahkûm edilmiştir. “Onurum ömrümden uzun olsun” diyen büyük bir milletin çocukları; yoksulluk girdabında çırpınmaya terk edilmiştir. Ve bu duruma sevk edilen milyonlarca insanımızın siyasi iradelerine ise; yardım ve iaşe şırıngalarıyla, kömür ve paket serumlarıyla blokajlar konularak, tüm insanlarımız adeta ölüm uykusunun daldırılmıştır.
               Bugün Türk Milleti, bu garabetin ve bu itilmişliğin bitişini sağlayacak ve kendisine önderlik edecek bir siyasi kudretin doğum sancılarını bağrında oluşturması gerekmektedir.
               Bugün Türk Milleti; sinesinden filizlenecek, özgür fezanın mavi gök kubbesinin altında milletini ve ülkesini bağımsız kılacak, Anadolu’nun bir dürüst hareketine destek vermesi gerekmektedir.
               Umudumuz odur ki; bugüne kadar Anadolu insanından esirgenmiş olan adalet, kalkınma, rasyonel hürriyet, gerçek demokrasi, müreffeh bir yaşantının habercisi olan aydınlık ve parlak bir gelecek için artık bir ilaç mesabesinde muaccel hale gelen bir siyasi hareketi bu millet, gönül evlerine konuk edecektir.
               Şimdi meydanlar, şimdi demokrasi kürsüleri ve şimdi tüm Anadolu halkı, kendi sesinin sedalaşacağı günlerin hasretiyle nurlu ufuklara yönünü çevirmiştir.