Mevsiminin sıcaklığı insanlarının yüreğine işlemişlerin yaşadığı yerdir. Mis gibi kokular yayan portakal, limon, mandalina ve turunç ağaçlarının müstakil evlerin birçoğunun bahçesinde yer alan; dalından meyvenin koparılıp yendiği; aynı gün hem denize girilip hem de yaylaya çıkılabilen kentlerin adıdır. Ne kentli olmayı, nede köylü kalmayı istemeyenlerin oluşturduğu yaşamın adıdır Çukurova.

Çukurova AdanaMersinOsmaniye ve Hatay illerini kapsayan, Anadolu’nun güneyinde coğrafi, ekonomik ve kültürel bir bölgedir. Yaklaşık 5 buçuk milyon nüfusuyla, en büyük nüfus yoğunluğa sahip bölgelerden biridir. Bölgede gerçekleşen ve planlanan bazı projelerin nelere yol açtığından ve açacağından kısaca bahsedelim.

Bu geniş coğrafyada son yıllardaki uygulanan politikalarla, çevre ve doğanın tahribatı hat safhalara ulaşmıştır. Uygulamalardan tehdit olarak gördüklerimin ve özellikle termik santrallerin yaratacağı çevresel sorunları, mesleki sorumluluğum çerçevesinde açıklamaktır bana düşen. Son birkaç yıldır Çukurova’da, gözle görülebilir şekilde hava kirliliği yaşanmakta, kirliliğin nedenleri apaçık ortadadır. Kış aylarında dağıtılan analiz sonuçları belli olmayan kömür nedeniyle, hava kirliliğine neden olan parametreler sınır değerlerin üzerinde çıkmakta, mevcut coğrafi konumu itibarı ile, oluşan kirlilik yaşam alanlarının üzerine çökmektedir. Hava kirliliğini önleme ve temiz hava sirkülasyonu sağlama özelliklerine sahip yeşil alanlar da, olması gereken miktarın çok altında olup, hem kentlerdeki hem ormanlık alanlardaki yeşil alanlar, sürekli müdahale sonucunda küçülmeye devam etmektedir. Yapımı biten ve devam eden onlarca HES projesi, bu tahribatları anlamanız açısından bakmanız gereken örneklerden sadece biridir. HES’lerin yapım aşamasında hem ağaç katliamı gerçekleşmekte, hemde suyun akışı engellenerek, mevcut ekolojik dengenin bozulmasına neden olmaktadır. Suyun ticarileştirilip bir meta haline getirilmesi, kontrolünün sermayeye bırakılması ile yeni kazanç alanları yaratılmaktadır. Çevresel kirliliğin ve müdahalenin yoğun olduğu bu geniş coğrafyada; Su gözü termik santrali mevcutken, 35 adet termik santral daha yapılarak kirlilik arttırılmaya çalışılmaktadır. Termik santraller; fosil yakıtların yakılması sonucu elde edilen ısı enerjisinin, elektrik enerjisine dönüştürülmesi esası ile çalışır. Çoğunlukla kullanılan yakıt kömürdür. Kömür düşük-kaliteli ve yüksek derecede kirlenmeye yol açan yakıt türüdür. Kömür kullanımı çok yüksek miktarda Kükürt Dioksit (SO2), Azot Oksitler (NOx), Karbondioksit (CO), Ozon (O3), Hidrokarbonlar, Partiküler Madde (PM) ve kül oluşturmaktadır. Bu santrallerin olduğu yerlerde kanser vakalarında hızlı artış görülmüş, çevre ve insan sağlığı olumsuz etkilenmiştir. Birkaç örnekle durumu daha iyi anlamaya çalışalım. Çatalağzı Termik Santralinin olduğu bölgede doğumların yüzde 20’sinde gelişmemiş akciğer, astım ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı görülmüş, kanser oranıysa gün geçtikçe artmıştır. Sugözü Termik Santralinin bulunduğu Yumurtalık ilçesinde çiftçiler, santral faaliyete başladıktan sonra bölgede sakat ve ölü hayvan doğumlarının arttığını belirtmiş ve bu durum zaman zaman medyaya yansımıştır. Santrallerin olduğu diğer illerdeki örneklerde de sorunlar yukarıda belirtilenlerden az değildir. Çevre halkının istihdam edilmesi ve yapılan yardımlarla şikayetler azaltılmaya çalışılsa da, kirlilik gün gibi ortadadır. Termik santraller; asit yağmurları, çevreye yayılan radyoaktif maddeler, atık sular ve kirlilik demektir. Avrupa ülkelerinin terk ettiği birçok teknoloji için ülkemiz pazar haline getirilmiş, enerji ihtiyacı ve yenilenebilir enerji konusu doğru olmayan bilgilerle açıklanmıştır. Başka bir yazımda da, Mersin Akkuyu’da yapımı devam eden nükleer santralden bahsedeceğim. Köşeme sıkıştırabildiğim kelimeler bu haftalık bu kadar.

Sizce; bu kadar çevresel kirlilik yaratacak projenin bölgede yapılmak istenmesi ile, Çukurova gözden çıkarılmış mıdır, çıkarılmamış mıdır? Çevremizin ve sağlığımızın, geri dönüşü olmayan bir şekilde zarar görmesine neden olacak enerjinin, üretilmesinin gerekli olup olmadığına düşünüp öyle karar verelim. Sizce..?