Üç büyük erkten sonra dördüncü erkin medya olduğu söylenir hep.
Medya gücünü elinde tutan güçlüdür gerçekten de...
Peki bu gücün sınırlarını düşündünüz mü hiç?
Bir TV programının topluma duyarsız insanlar yaratabileceği hiç aklınıza geldi mi?
Örneğin; “Televole gençliği” kavramının neden ortaya çıktığını merak ettiniz mi?
Buna benzer bir çok örnek verilebilir.
İletişim fakültesindeki derslerde kitle iletişim araçlarının nasıl kullanıldığını dinlerken kısa süreli şoklar yaşamıştım.
Gazetecilik dersi öğretmenim şok üstüne şoklar yaşatmıştı.
Önce, “Sizi TV izleyemez hale getireceğim” demişti.
Gülüp geçmiştim.
Birkaç dersten sonra gerçekten de TV izleyemez olmuştum.
Kendimi rahatsız hissetmeye başlamıştım.
Vicdanım ve aklım sürekli kendini sorgular hale gelmişti.
Korkmuştum, zihnimin ele geçirileceğinden korkmuştum.
Beni ben yapan herşeyi, kendi isteğimle kaybedeceğimden korkmuştum.
Renklerin, ses tonlarının, beden dilinin, bakışların, mekan tasarımlarının ve kurgunun kitleleri, doğal olarak da bireyleri nasıl etkileyebileceğini, onların bilinçaltına nasıl girilebileceğini ve kitlelerin nasıl etki altına alınabileceğini görmüştüm.
En korkutucu tarafı ise bunu meslek edinen profesyonellerin varlığını öğrenmiş olmaktı.
Halkla ilişkiler kavramı Adana’da ne yazık ki bilinmiyor.
Halkla ilişkiler uzmanlarının yaptığı işi bilen kaç kişi var Adana’da acaba?..
Gazetelerde her gün onlarca ilan yayınlanıyor, “Halkla ilişkilerden anlayan personel aranıyor” diye.
Kastedilen ise “telefona bakacak, getir götür işleri yapacak sekreter” arandığıdır hep.
Halkla ilişkiler şirketlerinin özellikle siyasette neler yapabildiğini araştırmanızı öneririm.
Aradan geçen birkaç ayın sonunda ise yeni bir şok bekliyordu bizi.
Öğretmenim, “Artık bilinçli TV izlemeyi öğreneceksiniz” demişti.
Alıştıra alıştıra TV izlemeye başlamıştım.
Sonrasında ise komplo teorileri kavramıyla tanışmıştım.
Paranoya düzeyine ulaşmadı komplo teorilerim ama şüpheci olmayı öğrendim o derslerde.
Kitle iletişim araçlarının (en başta TV) insanı nasıl duygusuz, ruhsuz ve tepkisiz bir hale getirebileceğini bilmek hala korkutuyor beni.
Korkuyorum çünkü bu güç herkesin iştahını kabartıyor.
Gücün insanı insanlığından dahi çıkarabileceğine inananlardanım.
Türkiye’deki medya gücünün son 7 yılda nasıl yapılandığını düşününce korkmamak elde değil.
Tüm bunları neden anlatma ihtiyacı hissettiğime gelince;
STV’de haber spikeri Balıkesir’deki grizu patlamasını paşaların gözaltına almasına bağladı dün.
Komplo teorisiydi sözleri ve kişisel görüşü bile olsa bir sunucunun böyle bir düşünceyi TV ekranından dile getirmesi çok yanlıştı.
Yukarıda anlattıklarımı anımsayınca bu sözlerin masumane bir amaçla söylendiğine ne yazıkki inanmıyorum.
Bu sözlerin TV’nin hedef kitlesi üzerinde nasıl bir etki yaratabileceğini düşünün.
O zaman medyanın gücünün sınırlarının genişliği ortaya çıkacaktır.
Kaynak : Çukurovapres Gazetesi
Yorumlar