Haksız Rekabet/Yanlış Tavır/Yakışıksız Üslup

SONUÇ:İstenmeyen Görüntü

En büyük bayramımız 29 Ekim kutlamalarının başlangıcında Atatürk Anıtına çelenk koyma esnasında yaşananlar, Adana’yı bir tatsız görüntü ile ülke gündemine taşıdı.

Yanlış tek değileleştirilecek birden fazla taraf, yön ve tavır var.

Kazananı olmayan, herkesi üzen bir durum; İnşallah ders çıkarılır da tek kazanç o olur.

Sonuçta olayın her iki kahramanı hatalı; Hata payı büyük olan, olayı başlatana muhatap olunup, yanıt orada, öylece verileceğine, kanunsuz dağıtımı durdurmakla yetinilmeli idi….

Yanılmıyorsam 1957 yılında Şehir Stadyumundaki (5 Ocak Stadı) Vali Turhan Kapanlı/Milletvekili Hamza Eroğlu’nun tekme tokat kavgasından sonra, benzer üst düzeyde ilk atışma oldu, 28 Ekim’de Atatürk Parkında.

Olayı özetlersek, değerlendirmek için yeterince ipucu özet içinde, görülecektir; Şöyle:

1- Seçim ‘Eğik Düzleminde’ (sath-ı mailinde) bulunuyoruz.

Yüksek Seçim Kurulu kısa bir süre önce yayınladığı bildiride 30 Mart.2014 seçimlerinde aday olacaklarla ilgili “serbest propaganda” döneminin 01.01.2014 günü başlayacağını;

O tarihe kadar ve seçime dönük olan, “adaylık ibaresi-parti amblemi” ile ve/veya propaganda olan/ izlenimi veren her tür malzeme ile tanıtıcı çalışmanın yasak olduğunu duyurdu.

Yasakların ihlalinde kamu görevlilerinin önleme/engelleme yapacaklarını duyurdu.

2- Olayın kahramanlarından Zihni Aldırmaz,

2.1)BŞB Başkan Vekilidir, Başkan değil,

2.2) Adaylık” istediğini çeşitli vesilelerle ve defalarca açıkladı.

3- Türk Bayrağı ortak yüce değerlerimizdendir; Bayrağı kişisel siyasi reklam aracı yapmak yakışmaz. (Saptırılmasın, tartışma “Bayrak dağıtıldığı için” değil, “Tören alanında kişisel tanıtım standı kurulduğundan” çıktı. Bayrak, “Belediye Başkanı Zihni Aldırmaz” ibareli karta ekliydi)

4- AKP’nin Anıta çelenk koyma düzenlemesini asla benimsemiyoruz; Fakat yasalara saygılı bir yurttaş olarak, iptal olunana kadar geçerli yasal düzenlemelere saygılı olur, bunu öneririz. Bu bağlamda Bayramlarda, Anıta Çelenk koyma merasimlerindeki usul, hele kamu görevi yapanların, elbette malumudur, olmalıdır.

“Yönetmelikte” de evvelce düzenlenip dağıtılan “29 Ekim kutlama programında” daAtatürk Anıtına çelenk bırakılırken, Park içinde “Stand” kurulupiçinde isim ve unvan yazan “Bayrak dağıtmak“ hakkı kimseye tanınmamıştır.

Olay, Belediye standının görevlilerce kaldırılmasından sonra, Sayın Aldırmaz, bu kez “kişisel reklam” malzemesini halka Belediyecilere elden dağıttırıp, kendisi de rozetleri protokoldekilere takmaya başlamasına tepki olarak meydana geldi.

Sayın Vali’nin yanlışı, uygun olmayan bir hırçınlıkla ve sesini oldukça yükselterek BŞB Başkan Vekiline yönelmesidir.

Elbette Vali beyin “Devletin” değil, “İktidarın Valisi” olarak yaygın şöhreti; Tayyip bey söz konusu olunca, AKP’liler Ulusal Değerleri istismar ettiğinde asla dünkü tavrı göstermemesi; GEZİ ve ODTÜ Protestolarında Adanalılara karşı tavrı da kamuoyu vicdanında aleyhine etki yarattı.

Gerçi “Bayrak” nedeniyle çıkan olayı değerlendirirken, yakın geçmişteki “Uğur Mumcu alanından Türk Bayrağının kaldırılması” olayını unutamayız. Anımsanacaktır: Büyükşehir Belediyesi Alandaki dev çiçek üzerindeki Türk Bayrağı amblemini çıkarmış; AHAPORT ve AKDENİZ TV’nin yayınının halkta uyandırdığı tepki sonrasında Şanlı Bayrağımız tekrar yerine konulmuştu.

Olayın devamındaki diyaloglar, eminiz, tarafların pişman olup, Atanın manevi huzurunda, Türk Ulusuna açık şekilde “keşke olmasaydı” dedikleri cinstendir.

Bize göre bu olayda önemli hususlar:

a) Türk Bayrağı gibi Milletin ortak değerleri siyasi kişisel reklam malzemesi yapılmamalı. “Vekil” niye kendi için “Başkan” yazdırır ki?

b) “Bayrak Kanunu” Türk Bayrağı için düzenleme getirmiş; “Tören/Kutlama Yönetmelikleri” Bayramlarda, Çelenk koymakta esasları belirlemişkimse, hele resmi görevliler, “mevzuatı delmenin” peşinde olmamalı.

c) Elinin altında kamu parası olan aday olunca, rakipleri ceplerinden servet harcarken, Hazineden/Belediye Kasasından “Haksız Rekabet” olacak “reklam/propaganda” yapmamalı.

Sayın Vali, “Devletin Valisi” değil “İktidarın Valisi” olarak algılanmasına neden davranışlarının değerlendirmesini yeniden yapıp; bir kere “Yanlı” damgası yiyince, haklı olduğu yerde, haksız duruma düşebileceğini unutmamalı; “Ceberut” izlenimi vermekten kaçınmaya özen göstermelidir.

Yeni Anayasa ile mutlaka Partiler ve Seçim Yasaları da yenilenip, Siyasetin Finansmanı şeffaf ve denetlenebilir kılınıp; Haksız Rekabete/Kamu kaynaklarından kişisel propagandaya etkili önlem getirilmelidir…