Geleceği biraz olsun düşünmek ve umursamak, herkesin harcı değildir elbette. Yaşamın; en azından mevcuduyla korunup, gelecek nesillere devredilmesi, sürdürülebilirliğinin sağlanması, her benim diyenin harcı değildir. Doğamızın ve çevremizin kirletilmesi, iklim değişikliği vb. önemli ve önlem alınması gerekli konular arasında olsa da; asıl önemli olan bu kirliliği yaratan ve iklim değişikliğine sebep olan sistemin değiştirilmesi gerektiğidir. Sürekli dediğim gibi; halkın ortak değerlerini savunanlara, meydanı boş bulunca arkadan atıp tutanlar, boş beleş konuşmaktan öteye gidemezler. Onlar küfrü yaşam tarzları haline getirmişlerken; yaşam için, gelecek için, inandığımız değerler için mücadele edenler ise, hız kesmeden mücadelelerine devam ediyor.

Yaklaşık bir haftadır; Angola açıklarında uzun yıllar ham petrol işleyen ve görev süresini tamamlanmasının ardından, söküm için İzmir'in Aliağa İlçesi'ne getirilen 'Kuito' adlı gemide radyoaktif atık bulunduğu, Çevre Mühendisleri Odası Genel Başkanı Baran Bozoğlu tarafından dile getirilmektedir. Olası riskleri ve boyutlarını verdiği mücadele ile dile getiren, ülkenin en dinamik meslek odasının başkanı Bozoğlu; gemi açıkta bekletildiği zaman diliminde, Aliağa Gemi Geri Dönüşüm Tesisi önünde ÇMO İzmir Şube Başkanı Helil İnay Kınay ile birlikte basın açıklaması yapmıştır. Geminin; karaya çıkması durumunda geri gönderilmesinin çok zor olduğunu ve yetkililer tarafından gerekli incelemenin yapılması gerektiğini belirtmiştir. Angola'da rafineri görevi yapan geminin Türkiye'ye geldiğini, 2-3 gün boyunca Girit Adası çevresinde 8 çizen bir rotada beklediğini, geminin içinde tehlikeli atıkların, asbestin olduğunu ve radyoaktivitesinin çok yüksek olduğuna dair ellerinde raporlar olduğunu belirten ÇMO başkanı; Texcom adlı firma tarafından hazırlanan raporun içinde, sınır değerden ve doğal olan radyoaktiviteden 5 kat daha yüksek radyoaktivitenin olduğunun tespit edildiğini söylemiştir. Ellerindeki veriler neticesinde; yetkililerce detaylı inceleme yapılması gerektiği belirtilmiştir.

1979 yılında denize çıkan, uzun yıllardır ham petrolün işlendiği gemide, yaklaşık 2 milyon metre uzunluğunda boru hattı olduğu ve bu boruların içinin de petrol atığıyla kaplı olduğu dile getirilmiş; eldeki veriler ışığında yetkililerin bu konuda önlem almaları için, önceden uyarıldıkları belirtilmiştir. Yetkili hiçbir kurumun konu hakkında bilgi sahibi olmadığı, atık yüklü geminin söküm işleminin yapılacağı Aliağa Liman Başkanlığının ziyaret edilmesiyle ortaya çıkmıştır. Liman yetkilileri, geminin detaylarını ve içinde ne olduğuyla ilgili bilgilerinin bulunmadığını belirtmişlerdir. Liman Başkanlığının, geminin limana gelmesinin ardından inceleme yapılacağını ifade ettiğini belirten Bozoğlu; Türkiye'nin havasını, suyunu, toprağını risk altına alan bir geminin; Türkiye'ye yanaşmasına dair; yöneticisinin, bakanının, il müdürünün bu konuda hiçbir bilgisinin olmadığı net bir şekilde ortadadır demiştir.

Çevre Mühendislerinin yaptığı mücadele ve açıklamalardan sonra gemiye göstermelik ölçüm ekibi gönderilmiş, gemiye yanaşmaya dahi korkan ekip, bu konunun uzmanlarının komedi diye nitelediği şekliyle uzaktan ölçüm yapıyormuş gibi davranmıştır. Devasa gemiyi 4 saat gibi kısa bir sürede inceleme becerisine sahip ve ölçüm sonuçlarına ilişkin bir açı birimi olan “ranyan” ı kullanan ekip, radyoaktivite ölçüm biriminin “röntgen” olduğundan bile bihaberdir. Yapılan saçma ölçüm neticesinde, içindeki asbest ve tehlikeli atık miktarı belli olmayan gemi limana yanaştırılmıştır. Kamuoyu aydınlatılmadan, bu konudaki soru işaretleri giderilmeden, her zaman yapılan tekerrür ettirilmiş “dediğim dedik, çaldığım düdük ” davranışı ile, haklı düşünceler görmezden gelinmiş ve yok sayılmıştır.

Çevre Mühendisleri Odasının gemiden nasıl haberdar olduğu ise, tam bir tesadüf neticesidir. Gemi ajans üzerinden borsa ekranına düşünce, durumu ekranda gören bir çevre dostu tarafından oda bilgilendirmiştir. Bilgilendirme sonucunda gerekli çalışmalar yapılmış, raporlara ulaşılmış ve konu halkla paylaşılmıştır.

TMMOB’a bağlı Çevre Mühendisleri Odası; her zaman olduğu gibi bugünde, gerçekleri halktan gizlemeye çalışanlara izin vermemiş, konuyu tüm boyutlarıyla halkla paylaşmış, bilimi ve tekniği halkımızdan yana kullanmıştır. TMMOB yasasında değişiklik yapılarak, TMMOB’nin neden susturulmaya, çekip çevrilecek bir konuma getirilmeye çalışıldığı bu olaydan net bir şekilde anlaşılabilir. TMMOB ve bağlı odaları ne olursa olsun; halkımıza gerçekleri söylemeye devam edecek ve 14 Şubatta ülkenin dört bir yanından Ankara’ya gidecek mimar, mühendis ve şehir plancılarıyla “Sevgilim Memleketim” diyerek torba yasaya karşı yürüyecektir.