Kadın haklarının çiğnendiği, kadına yönelik şiddetin engellenemediği bir toplumsal yaşamda; hiç kimsenin özgür, adil, eşit bir yaşama sahip olamayacağını belirten Munise Şen Altuntaş, basın açıklamasında şu sözlere yer verdi:

İMO Adana Şube Üyesi İnşaat Mühendisi kadınlar olarak; 8 Mart 1857’de New York’ta çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve ücret eşitsizliğinin giderilmesi amacıyla yaptıkları grevde can veren 129 dokuma işçisi kadını ve mücadelemize ışık tutan tüm kadınları saygıyla anıyoruz.

Ülkemizde kadın hakları konusunda kat etmemiz gereken çok mesafe var. Kadınlara yönelik eşitsizlik, baskı, şiddet; işyerlerinde, evde, sokakta her alanda devam ediyor; ekonomik zorluklardan en fazla etkilen yine kadınlar.

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından 2006 yılından itibaren düzenli olarak hazırlanan Küresel Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Raporunun 2023 yılı raporunda, Türkiye, cinsiyet eşitsizliği sıralamasında 146 ülke arasında 129. sırada yer alıyor. Yani sondan 17. sıradayız.

Sıra kadına yönelik şiddete gelince, ön sıralarda yer almaya devam ediyoruz. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun 2023 raporuna göre; 2023 yılında erkekler tarafından 315 kadın öldürüldü, 248 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu. 2023 yılında öldürülen kadınlardan % 65’i evlerinde öldürüldü. Bireylerin kendini en çok güvende hissetmesi gereken yer olan evler, 2023 yılında 205 kadına mezar oldu. Ve kadınların yaklaşık %70’i, hayatlarına dair karar aldıkları için erkekler tarafından öldürüldü. 

Harb-İş'ten Çağrı “Tensikat Kararınızdan Vazgeçin” Harb-İş'ten Çağrı “Tensikat Kararınızdan Vazgeçin”

Geçtiğimiz yıl, 6 Şubat 2023 depremleriyle, 11 ilimizi etkileyen büyük bir felaket yaşadık. On binlerce insan canını, yüz binlercesi de bir gecede yakınlarını, evlerini yitirdi; işsiz kaldı, yoksullaştı. Çok sayıda insan sakat kaldı. Kamuoyu haklı olarak resmi kurumlarca açıklanan ölü ve yaralı sayılarına itibar etmiyor; sayının çok daha fazla olduğu düşünülüyor. Ve aradan bir yıldan fazla zaman geçti, deprem bölgesinde yaşam, sağ kalanlar için hala çok ağır şartlarda devam ediyor; bu zor koşullarda kadınlar, çocuklar çok daha fazla etkileniyor.

Tüm bunlar yıllardır yapı stokunda iyileştirme yapmak yerine, sorunları çoğaltan, insan hayatını ön plana almayan, rantçı sistemin, yıllardır vazgeçilmeyen imar aflarının, denetimsizliğin sonucudur.

Bizler, eşit, özgür, cinsiyet ayrımcılığının olmadığı, insan haklarını gözeten, savaşların olmadığı bir dünya ve ülke istiyoruz. Ne yazıktır ki bugün Filistin’de insanlar bombaların, mermilerin altında olağanüstü zor koşullarda hayatta kalmaya çalışıyor. İsrail’in saldırılarında 20 binden fazla insan can verdi, Enkaz altında binlerce ölü olduğu bildiriliyor. Çocuklar sadece bombalarla, mermilerle değil, açlıktan can veriyor. Ve Dünya devletleri seslerini çıkarmıyor; kısmi karşı çıkışları ise “adet yerini bulsun” misali sözde kalıyor.

Biz inşaat mühendisi kadınlar olarak 8 Mart’ta bir kez daha yineliyoruz; kadınların emek sömürüsüne, ayrımcılığa uğramaması için, hayatlarına sahip çıkabilmesi için, sömürüye, ayrımcılığa son vermek için mücadele edeceğiz, bu uğurda verilen mücadelenin bir parçası olmaya devam edeceğiz.

Unutulmamalıdır ki; kadın haklarının çiğnendiği, kadına yönelik şiddetin engellenemediği bir toplumsal yaşamda; hiç kimse özgür, adil, eşit bir yaşama sahip olamaz.”