Bu sorunun yanıtı, demokrasiyi içselleştirmiş ülkelerde elbette hayır.

Ama  iş bize gelince durum değişiyor.

Devletin Valisi de, Kaymakamı da “taraf” olmaktan çekinmiyor.

Seçim yasakları delinip, halka seçim rüşveti dağıtan AKP İktidarı’nın mihmandarlığını yapıyor, ellerindeki tüm olanakları da, yine mevcut iktidarın çıkarlarını gözeterek kullanıyorlar.

Oysa  eskiden böyle değildi. Devletin Valisi de, Kaymakamı da, devletin temsilcisi olduğunu unutmaz, siyasi iktidarların baskılarına hiç boyun eğmezlerdi.

Bu dik duruşları nedeniyle sürekli sürgün edilen ve efsaneleşen , yüzlerce Valimiz, yüzlerce Kaymakamımız olmuştu.

Eskinin Valilerinin de,  Kaymakamlarının da önceliği daima devlet ve devletin temel değerleriydi.

Şimdi ise durum değişti.  Devlet temsilcilerinin artık tek önceliği, siyasi iktidarın eylemlerini ve söylemlerini desteklemek …

Bu durum bana Çiller döneminin “TAK-ŞAK” Paşasını hatırlatıyor.

Vatandaş olarak da, yaşananlardan ciddi kaygılar duyarak ve geldiğimiz noktanın vahametini görerek üzülüyorum

Örneğin önceki gün Çukurova Üniversitesi’nin açılış töreninde konuşan Devletin Valisi, AKP İktidarının bile çözme cesaretini gösteremediği “türban” konusuna kendince çözüm getirmiş.

Hani pek-çok üniversitede YÖK talimatıyla, yasak delinmişti ya…

Sayın Valimiz de bundan ilham almış.

 Çukurova Üniversitesinin açılış töreninde buyurmuş ;   “Hiç kimseyi DÜŞÜNCESİNDEN ve kıyafetinden dolayı öğretim hakkından yoksun bırakmayacağız” demiş.

Sağolsun, sayın Atış düşüncelerinden dolayı, eften püften sebeplerle içeri tıkılan solcu öğrenciler için bir çözüm önermemiş ama,  türban yasağının kalkmasına siyasilerden sonra, devletin Valisi olarak çok ciddi bir katkı sunmuş.

Ne kadar güzel değil mi ?  Sayın Vali, bugüne kadar nasıl AKP İktidarının söylemlerine sahip çıktı ise, şimdi de aynı duyarlılıkla “türbana” sahip çıkıyor.

Ancak benim yadırgadığım, sayın Atış’ın “türbana özgürlük” savunusu değil.

Benim yadırgadığım, bu ülkede düşüncelerinden dolayı cezalandırılan solcular, her gün polis coplarıyla yerlerde sürünürken,  “harç parası kalksın” diyen genç kızımız masumane bir şekilde “düşüncelerini” ifade ettiği için, yetenekli polislerimiz tarafından saçlarından sürüklenirken, hiçbir savunma mekanizmasının çalıştırılmaması.

Yani, AKP İktidarının  “daha çok demokrasi” hikayesi en büyük yutturmaca…

Ortada, özgürlük de yok demokrasi de .

Ortada baskıcı, otoriter bir AKP Hükümeti ve bu hükümetin uygulayıcıları var.

AKP İktidarı ve onun temsilcileri, daha önceki bir yazımda da belirttiğim gibi, demokrasiyi kendi gerici talepleri için dillerini doladılar.

Gerçek  demokrasi, gerçek özgürlük istedikleri için değil !