Mahmut Çelikcan nihayet dün saat 11.00 itibarıyla görevi bıraktı. Görevi bırakırken yaptığı açıklamadan anlaşılıyor ki Sayın Vali Atış, Coşkuntuncel’in avukatına yazdığı yazıdaki görüşünü değiştirmiş; Olaya müdahil olmuş; Çelikcan sonrasını birlikte planlamışlar.
Halbuki o yazıda “Yusuf Akıncı’nın davasında Valilik taraf değildir; kararın uygulanmasını da BŞB yapmalı” demişti.
Mahmut bey daha görevden ayrılma kararını açıklamadan Valilik nasıl haberdar oldu da 03 Haziran’a toplantı çağrısı yaptı, niye görüş değiştirdi, işin içyüzünü kamuoyunun öğrenmesi gereken bir serüven değil mi?
Neden derseniz Çelikcan saat 11.00 de basının önüne çıkmadan özellikle AKP’liler Valinin 03.Haziran.Çarşamba günü BŞB Meclisini seçim için toplantıya çağırdığını biliyorlardı.
Gerçi başka mercilerin, kamuoyuna açıklanmamış kararlarının ilgisiz kimseler tarafından önceden bilinip açıklanması konusunda, Vali Atış’ın BŞB’ni toplantıya çağırma olayı tek değil; İçişleri Bakanının Sayın Durak hakkındaki kararı da Çelikcan tarafından basın toplantısında açıklandı.
Bütün bunların üzerine adeta tuz-biber gibi, veya tüy dikersecine bir başka şey daha oldu ki insanı donduracak cinsten;
Vali beyin (İçişleri Bakanlığının) Adana BŞB Başkanvekilliği sürecindeki kararlarının değerlendirilmesinde tutumunun yasalara aykırı olduğu görüşündeki Yüregir CHP Belediye Meclis Üyesi Sayın Zeynel Mızrak’ın “BŞB Meclisinin feshi” amaçlı dilekçesi Valilik evrak kalemince kayda alınmamış.
Tek başına yeterince garip olan bu davranışın gerekçesi daha ilginç: Sayın Mızrak’a ifade olunduğu kadarıyla Sayın Vali, önce dilekçenin içeriğini incelemek istemiş, iyi mi?
İnsanın “Yarabbi, ne günlere kaldık” diyeceği geliyor.
“Özgürlüklerin genişletilmesi” ve “Demokrasi” sözcüklerini dilinden düşürmeyen, parti isminde “adalet” sözcüğünü bulunduran bir iktidar döneminde Devlet katında hak arayan yurttaşların, Devletin Valisine başvurularının önceden incelenmesi “sansür” değil ise ne?
Yani İdare yurttaşların başvurularından, içeriğini beğendiklerini kabul edip diğerlerini reddetme hakkına sahip midir?
Şimdi insanlar “Demek ki Vali bey yaptığı işlemlerin yasal ve sağlıklı olup olmadığından emin değil ki, bu durumdaki başvuruları almayarak bir tür ‘defans’ yapıyor” deseler yerinde olmaz mı?
Bize göre de Yargıdan dönen BŞB Başkanvekili seçiminde, iptal istemiyle açılmış davada tedbiren yürütülmesi durdurulan işlem, yasaya aykırılığın Mahmut Çelikcan’dan kaynaklandığına göre ortada sakat bir vaziyet vardır.
Valilik her şey usulüne uygunmuş gibi “seçim sürecine yeniden başlayın” diyemez!
Yasa, Usul ve Etik olarak yapılması gereken, alınması icap ed en iki karar var:
1) Süreçteki yanlışlık İlçe Belediye Başkanının vekil seçimi ise, iptal davası da esastan karara bağlanmadığından, Çelikcan’ı devre dışı bırakınca kalan yasal aday Coşkuntuncel’e vekaleti verip davanın sonucunu beklemek,
2) BŞB Meclisi görevini süresinde yapamadı deyip Meclisin fesih sürecini başlatırken Başkan vekilliği için “Görevlendirme” yapmak!
Bu iki yolun dışındaki çözüm yeni davalara yol açacak ve kaos koyulaşarak sürecektir.
Son bir söz de 03 Haziran Çarşamba günü Valilikçe başlatılacak  yeni “Bşk.Vekili” seçimi için: Eğer CHP ve MHP bu kez de koltuğu AKP veya İmar Partisi adaylarından birisine kaptırırlarsa kimse onlara aferin demez!