Mevcut iktidar bu günlerde yeni bir yasa taslağı üzerinde çalışıyor. Yüzbinlerce insanı ilgilendiren bu taslakla bugüne kadar ödenmeyen (ödenemeyen) devlet alacaklarının yeniden yapılandırılması amaçlanıyor.
Bugün bir çok banka, kredi kartı borçlularına, yeniden yapılandırma imkanı sağlayarak, alacaklarını tahsil etmeye çalışırken, devlet de sonunda bu yola girmek zorunda kaldı.
Yıllardır ödenmeyen, kağıt üzerinde kartopu gibi büyüyen bu alacaklar, sadece birer rakamdan öteye gitmezken, faiz ve diğer kalemlerin silinmesiyle birlikte ana paranın ödenecek olması, borçlular açısından önemli bir avantaj sağlıyor.
Öyle ki; bu borçlar önemli sosyal dramların yaşanmasına, bir çok yuvanın dağılmasına ve ocakların sönmesine yolaçıyordu. İçinden çıkılamaz hale gelen, kangrenleşen devlet alacakları, sadece envanterde yer alıyor, rakamlardan ibaret olmaktan öteye geçemiyordu. İktidarlar bütçe hazırlarken zorlanıyor, devlet alacaklarının tahsili imkansız hale geliyordu.
Geçim derdine düşen, her geçen gün sofrasında ekmeği azalan, yoksulluk ve açlık sınırında yaşamaya çalışan milyonlar, işsizler ordusu içerisinde yeralırken, istihdam yaratan küçük sermayedar da vergi borcu altında ayakta kalmaya çalışıyor, katlanarak büyüyen vergi borçlarını nasıl ödeyeceğini kara kara düşünüyor, uykusuz geceler geçiriyordu.
***
Elindeki sermayesiyle iş yapmaya çalışan küçük esnaf, tüccar ve imalatçı, kapitalizmin devrevi buhranlarının faturasını öderken, bilinmeyen pazara yönelik yaptığı hamleyle bir anda alabora olmuş, iflas etmişti. Piranhalarla dolu havuza atlayan küçük sermayedar, nefes bile alamadan yutulmuş ve içine girdiği havuzda korkunç sonla karşılaşarak herşeyini kaybetmişti.
Borsa oyunları, ekonomik krizler, büyük sermayenin pazarları denetlemesi, eşit şartlarda rekabet olmaması gibi nedenlerle batan, iflas eden küçük sermayedar, elinde avucunda ne varsa kaybetmiş, bir de üstüne devlete borçlanmıştı.
Sosyal Güvenlik kurumlarının birleştirilmesiyle, bürokratik işlemlerin giderek azalması ve bilgisayar sistemlerinin devreye girmesiyle birlikte, devlet alacaklarının nasıl bir kartopu oluşturduğu gözler önüne serilmiş, masa başında işlem yapan, devlet alacaklarını takip eden memur kadrosu, bu hesaplara yetişemez hale gelmişti.
***
Dünyada 70 çeşit vergiyle ilk sırada yeraldığımız da gözönüne alındığında, bu ağır vergi yükü altında küçük sermayedarın, imalatçının, esnafın ve vatandaşın nasıl ezildiğini anlayabiliriz.
Mal varlığını sermayeye dönüştüren, üretim yapan, istihdam yaratan küçük esnaf, tüccar, imalatçı vs. devletin yaratmakla yükümlü olduğu eşit rekabet ortamını sağlayamaması nedeniyle, zor günler yaşarken, sermayesi zaman içerisinde eriyip giderken, ekonominin bir çok sektöründeki ağababaları, büyük sermaye sahipleri, kompradorlar ise aksine semirip durdu.
İşbirlikçi, tekelci kapitalist, ülke kaynaklarını talan edip, bu kaynakları yurt dışına transfer ederken, yaşam mücadelesi veren küçük sanayici de, zamanla işsizler ordusu arasındaki yerini aldı.
***
Bu taslağın bir diğer önemli yanı da, sadece esnaf, tüccar ve imalatçıyı değil, devlete borçlu olan tüm kesimleri kapsamasıdır.
Yıllarca devletin sırtından inmeyen, ülkeyi sömüren, işbirlikçi-tekelci kapitalistler de, holdingler de taslaktan en çok yararlanacak kesimlerin başında geliyor.
Taslağın en olumsuz yanı bu kesimi de kapsaması olarak değerlendiriliyor..
Bu olumsuzluğun önüne geçebilmek için tasarıya konulacak ek bir maddeyle, borçlara üst sınır getirilebilirse, kan emicilerin, vurguncu ve talancıların hevesleri kursaklarında bırakılabilir. Aksi halde mevcut iktidar ‘sektördeki büyükleri kurtarmak için yasa tasarısı çıkarma’ gibi bir suçlamayla suçlamayla karşı karşıya kalabilir.
***
Yeni taslağı umutla bekleyen yüzbinlerce insan, gözünü TBMM’ye çevirmiş durumda. Taslağın nasıl şekilleneceği önce alt komisyonlarda, sonra ise TBMM genel kurulunda yapılacak görüşmelerin ardından netleşecek.
Bu taslaktan kamu menfaatinin sağlanabilmesi, çıkarılacak yeni vergi yasalarıyla mümkündür. Bundan sonra devlet; alacaklarını büyük-küçük demeden en kısa sürede tahsil edebilmelidir..
Sıkı bir vergi yasası çıkarılarak, şeffaflık ve eşitlik ilkesi çerçevesinde, herkesin vergisini tam olarak ödemesi sağlanmalıdır.
Devlet asgari ücretlinin cebinden elini çekmeli, haksız kazancın önüne geçmeli, vergiyi sadece milletten değil biraz da elit geçinen kesimlerden alma yolunu seçmelidir.
Zorunlu tüketim maddelerinden değil, lüks tüketim maddelerinden vergi alınmalıdır.
Ağır vergi yükü altında inleyen insanlar artık devletin zenginden de vergi aldığını görmek istiyor.
***
Dünyanın en fazla çeşitlilik gösteren Türk vergilendirme sistemi bugün iflas etmiştir. Geçici olarak ilan edilen vergiler zaman içerisinde kalıcı hale getirilip, her geçen gün bunlara yenileri eklenmiştir. Kayıtdışı ekonomi, mevcut ekonominin çok çok üzerindedir. Haksız rekabet ortamında ayakta kalmaya çalışan tüccar, esnaf ve imalatçı adeta kayıtdışına itilmekte, kayıtdışına yönelmeyenler ise çarkın dişlileri arasında ezilmektedir.
Yüzbinlerce insanı ilgilendiren bu taslaktan beklenen kamu yararının sağlanabilmesi büyük önem taşıyor. Artık deniz bitti, kara göründü. Satılmadık bir şey bırakmayan, limanları, yolları, fabrikaları satan iktidar, satacak bir şey bulamayınca, 2011 seçimleri için para bulabilmek adına bu taslağa umut bağladı. İktidar, mağdur durumdaki tüccar, imalatçı ve esnafın yanısıra, geniş kesimleri ilgilendiren bu yasa taslağını, seçimlerde oya tahvil etme gibi bir yanlışa düşmemelidir.
***
Yıllardır sağ iktidarlar tarafından yönetilen Türkiye, malesef sosyal devlet olgusundan uzaklaşmış, her geçen gün vahşi kapitalizmin baskısı altında ezilen kitlelere umut verememiş, gelecekle ilgili beklentilerini sıfırlamış durumdadır.
Gelişen ve değişen dünyada Türkiye yol ayrımındadır. Çağın gereklerini yerine getirmek, sürdürülebilir bir ekonomik sistem için baştan sona kadar tüm yasalarını elden geçirmek zorundadır. Garabet dolu vergilendirme sistemini terketmeli, şeffaf, eşitlik ilkesine dayalı, ödenebilir ve kabul edilebilir bir vergi kanunu çıkarılmalıdır. Vergi yüzsüzlerinin eski alışkanlıklarını terketmesini sağlayabilmek adına caydırıcı müeyyideler uygulamaya sokulmalı, asgari ücretli üzerindeki adil olmayan vergiler azaltılmalı, zaman içerisinde de kaldırılmalıdır. Hakkaniyetli, adil ve şeffaf bir vergi sistemine acilen ihtiyaç var. Bu taslak umut da olabilir, hayal kırıklığı da yaratabilir. Bekleyip, hep birlikte göreceğiz.
Yorumlar