Gençtiler. Bir araya geldiler. Korkusuz, inançlı… İdealleri uğruna mücadele edip, hedeflerine ulaşmaktı amaçları. Beş on kişi olarak çıktılar yola. Her geçen gün çoğalarak, yüzlerle bir oldular kol kola. Bir çığ gibi eklenen yeni umutlarıyla, soluk olanı renklendirdiler. Yükselttikleri sesleriyle, suskunları dillendirdiler. Koştular, yaşama uyum sağlamayan hızlı adımlarıyla. Faklıydılar, farkındaydılar farklılıkların. Önemseyerek, kıymet verip anlamak içindi emekleri. Emeği ekmek bildiler. Yerden alıp, öpüp başa götürerek, bir kenara koydular. Gül tenli sevgiliden, sıcak anne şefkatinden uzak, bazen kendilerini dahi unutarak bu yola gönüllerini koydular. Sevdaları vardı, kötülere inat yüreklerinde onlarca yaşattıkları. Ağlayan bir çocuk sesini, tebessümden uzak kalmış gözleri, üstü örtülmüş kirliliği, tahrip edilmiş çevreyi ve tüketilmiş yarınları dert edindiler. Kirin pasın içinden kurtarıp dünyayı, yaşanabilir bir hayatı tüm zorluklara rağmen getirmek için, mücadeleden vazgeçmediler. Çünkü onlar; benimde baştan beri aralarında olduğum, bundan büyük mutluluk duyduğum, vicdanlı “genç” çevre mühendisleridir.
Meslek odamızın genel merkez ve birçok birimini, başarılı şekilde genç mühendisler yönetmektedir. Adana şubemizde hem çevresel konularda korkusuzca mücadele vermekte, hem de sosyal sorumluluk bilinciyle hareket etmektedir. Geçen Cuma günü, engelliler konusunda hassasiyetimizi görüp, dikkate alan kalabalık bir engelli grubu, odamızı ziyaret etmiştir. Bizim için çok kıymetli olan bu ziyaretin, farkındalığımızı arttırıp, geliştireceğini söyleyebilirim. Doğayı, çevreyi tahrip edilmeden doğallıyla sevdiğimiz gibi, farklılıklarıyla bizi sıradanlıktan uzaklaştırıp, yaşama renk kattığına inandığımız engellilerimizi de, artan bir önemle sevmeyi sürdüreceğiz.
Vicdanlı mühendisler dememde bir neden var elbette. Doğacağımız yer, zaman, mekan ve kimden olacağımız bize bırakılmış bir durum değildir. Alın yazısı ise bu; bu yazının ilk cümlelerinde yer alan anne ve babalarımızın kim olacağı, bir tercih şansı bırakılmaksızın adımıza seçilmiştir. Dünyaya gelmeden önce, bizim için birçok karar verilmiş olsa da, insan doğduğu zaman vicdani duyguların yüklü olduğu bir canlı değildir. Yani bundan mahrum olarak doğar. Bu duyguları ailesinden, dostlarından ve yaşadığı çevresinden edinir. Bazıları bu duyguları çok yoğun şekilde içselleştirip yaşasa da, bazıları bu duygulardan yoksundur. Toplumda, vicdansız sözünün karşılığına denk gelen insanlarda vardır.
Oysaki meslek odamızın yönetiminde yer alan tüm arkadaşlarımın, sınırsız vicdani duyguya sahip olduğunu biliyorum. Onların hepsi, birer vicdanlı “genç” çevre mühendisidir. Vicdanlı insanlarda ne olursa olsun, olmayanlardan daha kıymetlidir. Bu nedenle olup bitenler, zaman zaman karamsarlık yaşatsa da, umutlarımız ışığıyla geleceği aydınlatıyor.
Sen ey kocaman yürekli, kendini dışlanmış hissedip, bakışlarında ışıltıdan çok hüzün bulunduran. Biz ki yitik zamanların serüvencisiyiz. Senin ve yaşanacak güzel günlerin, aşkla dolu kalkanı olmaya devam edeceğiz.