Bugün sizlere “polis muhabirlerini” anlatmak istiyorum. İstanbul’da polis muhabirliği, mesleğin temel direklerinden biridir. Hele eskiden daha da önemliydi. Şimdi siyaset ve ekonomi daha öne geçti.
Artık çok çok önemli olmadıkça cinayetler, yaralamalar, hırsızlıklar, dolandırıcılıklar kolay kolay gazete manşetlerine çıkmıyor. 70’li yıllarda polis muhabirleri “polis telsizini” takip ederdi. Gerçi şimdi de var ama o zaman çok daha önemliydi. Çünkü örneğin cep telefonu yoktu ve telsiz olmazsa olmazdı.
Gazetelerin “polis telsizi” merkezinde birkaç muhabir 24 saat boyunca sadece telsiz dinlerdi. Aslında bu yasa dışı bir şey. Ama polis de göz yumardı, aksi takdirde gazetecilerin bazı olaylara yetişmesi mümkün değildi. Mesleğe başladığım yıllarda efsane polis muhabirleri vardı. Rahmetli Ahmet Ağabey (Vardar) mesela. Ahmet Yüksel, Ali Birerdinç, Fehim Yener, Savaş Ay, Olay Tan, Yalçın Özmen aklıma gelen ilk isimler.
Bir de İbrahim Labernas vardı, Allah selamet versin şimdi ne yapıyor bilmiyorum. Galiba bir tek onun Renault marka arabasında polis telsizi vardı. Diğer gazeteciler gazetede oturup telsiz dinlerken Labernas hareket halindeyken telsizi dinler genellikle de olay yerine ilk giden olurdu.
Olay yerine polisten önce gitmek hatta ilk gitmek çok önemli. Neden mi: Polis muhabiri örneğin bir cinayet işlenmişse polisten önce eve girer ve fotoğraf arar. Genellikle her evde ya duvara asılı ya da masa üstünde resimlik içinde fotoğraflar bulunur. Çoğu kez muhabir fotoğrafları toplar götürürdü ki arkadan gelenlere malzeme kalmasın. Tabii bu fotoğraflar daha sonra sahiplerine geri verilirdi.
70’li yılların sonlarında Günaydın Gazetesi’nde gece sekreteri olarak çalışıyordum. Saat 02.00’den sonra da polis muhabirlerine takılmaktan çok keyif alırdım. Bazen Ali Birerdinç’le bazen Savaş Ay’la bazen de Yalçın Özmen’le telsizden duyulan bir habere giderdim. Savaş Ay, çok ilginç yöntemler uygulardı. Örneğin kendisine polis süsü verirdi, böylelikle bazı yerlerden kolay geçerdi. O zaman kendine polis süsü vermek kolaydı. Gece ekipleri genellikle beyaz Renault’a binerdi. Sakalları birkaç günlüktü. Üzerlerinde parka ya da gri ceket, ellerinde telsiz ve el feneri olurdu. Savaş Ay da aynen böyleydi.
Bir gece Bostancı’da bir eve baskın olacağı telsizden anons edildi. Ama adres belli değildi. Ayrıca anons sadece bir kere yapıldı.
Savaş çok uyanık. “Bunda bir iş var, alışılmadık bir anons bu, yanlışlıkla geçmiş olabilirler, gizli bir şey” dedi. Atladık birlikte Bostancı’ya gittik. Bostancı Polis Merkezi’ne girdik. Savaş kendinden emin bir şekilde “Nöbetçi nerede?” diye sertçe sordu. Kapıdaki polis ürkerek odayı gösterdi. Savaş’la birlikte odaya girdik. Genç bir komiser oturuyordu. Savaş “Şu anons edilen yerin adresi var mı?” diye sordu. Komiser hem acemi olduğundan hem de Savaş’ın kendinden emin halinden etkilenmiş olmalı ki “Mehmetçik Sokak No:? Fidanlık” dedi. Savaş tam “Neresi oluyor?” derken sesimi yükseltip “Amirim tamam anladım” diye kolundan çektim. Dışarı çıkar çıkmaz “Şansa bak, dedemin oturduğu sokak” dedim.
Hemen adrese gittik. Tam evden içeri girecektik ki “1. Şube” yani siyasi polis araçları etrafımızı çevirdi ve bizi durdurdu.
Meğer operasyon bir casusa karşı yapılıyormuş. Ne içeri girebildik ne de bilgi alabildik. Savaş “Bu işte bir iş var” demişti. Doğru çıktı. Olayın ne olduğunu bile öğrenemedik daha sonra. Çünkü kayıtlara hiç girmedi.
***
Haftanın fıkraları
Yıldırım Tuna’dan gelen fıkralarla sizlere keyifli pazarlar diliyorum...
Ne istiyor
Londra Ritz Hotel’de kalan adam otelin karşısındaki bir telefon kulübesinin her bir tarafına sıkıştırılmış “seks servisi” sunan eskort kızlardan birinin kartvizitini almış, koşmuş odasına. Numarayı elleri heyecandan titreyerek çevirmiş. Telefonu ipek sesli bir kız açmış, “Buyurun efendim, nasıl yardımcı olabilirim?” diye sormuş. “Seninle su dolu küvette birlikte yıkanmak istiyorum” demiş adam, “Sonra da seni yatağıma naylon çoraplarınla bağlamak, o şekilde aşk yapmak istiyorum.” Telefondaki kız “Çok ilginç planlarınız var beyefendi” demiş nazikçe, “Fakat dışarıyı aramak için önce 9’a bastıktan sonra elinizdeki numarayı çevirirseniz sanırım amacınız gerçekleştirebilirsiniz!..”
Sıra bende
Kız ehliyetini almış, babası söz verdiği için birlikte ilk defa şehir trafiğine çıkmışlar. Kız, babasının yanında değil de sürücü koltuğunun tam arkasında oturduğunu görünce şaşırarak nedenini öğrenmek istemiş. “Hayatım bu dakikayı sen küçücük bir kız olduğun andan beri sabırsızlıkla bekliyordum..” demiş baba yüzünde büyük bir gülümseme ile “Şimdi sıra bende. Sen arabayı kullanırken ben arkanda oturup koltuğunu durmadan tekmeleyeceğim!”
Seninle değil
Vantrilok gece kulübünde kucağında kuklası ile sarışın fıkraları anlatarak gösterisine devam ederken, en önde oturan sarışın kız ayağa kalkıp “İğrençsiniz” demiş, “Gösterinin başından beri sizi izliyorum, sarışınlara bin bir hakaret, aşağılama... İğrençsiniz.” Gösteriyi yapan adam “Özür dilerim hanımefendi” demiş ayağa kalkarak. “Beyefendi lütfen siz karışmayın” diye cevap vermiş sarışın, “Ben kucağınızda oturan şu küçük sefil arkadaşınızla konuşuyorum!..”
Aynı düşünce
Yaşlı çift alışveriş merkezinde dolaşırken kocasının model gibi uzun boylu incecik genç kızların mini şortlarına, artık “yokmuş gibi” bluzlarına çenesi düşerek baktığını fark edince “Ayıp sana Henry” demiş kadın sinirlenerek, “Ayıp.. Hayatında hiç doğru dürüst göğüs, bacak falan görmemiş gibisin.” Adam “Biliyor musun hayatım” demiş üzüntülü bir ses tonuyla, “Vallahi şu anda ben de aynı şeyi düşünüyordum!”
Kısacık kısacık
Tabii ki Yıldırım Tuna’dan...
***
NASA, Mars’a gönderdiği “Rover” adlı araştırma robotunun “çamur gibi siyah bir sıvı”ya rastladığını açıkladı... Eğer bahsettikleri şey petrol ise oradaki bazı yeşil küçük adamlar kıçlarına tekmeyi yiyecekler demektir!..
***
İlk evliliğiniz hayal gücünüzün, ikinci evliliğiniz tecrübe ve cesaretinizin, üçüncü evliğiniz ise artık saçmalamaya başladığınızın ifadesidir.
***
- Doktor, hayatının sonuna kadar içeceksin diye verdiğin ilaç bu mu?..
- Evet..
- İyi ama bu kutuda 20 tane var?..
- ...
***
- Yahu radyoda hava raporunu dinliyor musun?.. Şu sunum şekli yeni çıktı.. “Hava sıcaklığı -9, hissedilen hava sıcaklığı -14” Bir türlü anlayamıyorum, nedir o?
- Çok basit.. Şunun gibi bir şey.. Sence benim hanım kaç yaşında?..
- Vallahi, 50 var mı?
- Ona sorarsan 35, ama gördüğün gibi senin hissettiğin 50, bana sorarsan 60, onun gibi bir şey işte!..