Osmanlı tarihini Osmanlı düşmanlarından öğreniyoruz demeyi isterdim. Geçmişimizi hatırlatmayıp geleceğimizi şaşırtanlar işte şunlar demek isterdim. Fatih Sultan Mehmet cesaretini satır satır yazarken…

 

          Thomas Edward Lawrence hainliğini yazmak isterim kim biliyor kim bilmiyor demeden… Hainliğin bu kadar azmış olduğunu kabullendirmek isterdim tarih düşmanlarına... Irkçılığa bir nebze ilaç olurdu belki de birbirimizi ötekileştirdiğimiz bu günlerde…

 

          Dünyadan başka diğer gezegenlerde hayat arayıp oralara yerleşmeyi düşünenlere bu dünyada yaşamayı becerdiniz mi diye sormak isterdim. Nasıl bilim adamısın demek isterdim. “Tanrıya ihtiyaç yok” deyip “bunların özlerini silim” diye düşünürken misyonlarını deşifre etmek isterdik… Silim adamı daha çok yakışırken isminize…   

     

          Bırak suç sayılsın hala, mahallenin kızına aşık olmak adetlerimizde… İstanbul yaşantısı belirlemesin ülkemin hayatını diyerek sitemleri yazmak isterdim… Namus, şeref, edep kelimeleri neden çağdışı kelimeler sayılıyor uygulanışta da öyle demek isterdim. Medeniyeti aldanışlarda görmeden…

 

         Arka sokaklara kaçmanın faydası yok. Taş yerine çiçek tutmasını isterdim ufacık ellerin çıkmaz sokağa girmeden hemen yol üzerindeki yeşil ışıkta…

 

        İhtimalleri sevmeyi Yılmaz Erdoğan’dan öğrendik gibime geldi kulağımdaki aşinalığından. İhtimallerle dolu sonumuzun olumlu ihtimallerini severken, beklerken… Milattan sonra hayatların eski Türk filmi tadındaki çalkanışlarını yazmak isterdim siyah beyaz demeden…

 

        Kemal Sunal’ı anımsatan gülmeleri unutmadan yazmak isterdim, Sadri Alışık gibi ağlamayı öğrenemeden… Kadir İnanır gibi sert hayatı istemeden, Cüneyt Arkın yumruğu gibidir hayat demek isterdim…

 

        Sunabilme, söyleyebilme yeteneği olanların aydın sayıldığı bu ülkemde bunlar da düşünüyor mu diye sormak isterdim. İki cümleyi yan yana getirip konuşmayı zorla beceren Metin Uca da mı aydınmış(!) diye merak etmeden…

 

        Derman bulmak kolay değil derdimizin daha ne olduğunu bilmeden… Tüm dertleri yazmak isterdim reçetesi yanındayken… Korkmadan sen nerden bilirsin ulan demelerinden …

 

        Yazmak isterdim kapalı kapılar ardında konuşulanları tüm çıplaklığıyla.. Basın, yayın özgürlüğü var mı diye şüphelenmeden… Kısıtlanmanın belirli kişilerin inisiyatifine kaldığı bu günler de inadına doğruları yazmak istiyorken…