Hep biliriz; Omlet, yumurta ile yapılan bir yemektir. Et, peynir, sebze vb. başka malzemeler katılıp, farklı lezzetler elde edilebilir; Ancak “ana madde”si olan “Yumurta” olmadan yapılan bir yemek, asla “Omlet” olmaz.
Tıpkı omlet gibi, “Bayram” sözcüğü de özellikli bir mana taşır.
Kelimenin sözlük manası, “milli, dini veya özel olarak önemi olan ve kutlanan gün ve günler”dir. Görüldüğü gibi öne çıkan, “mühim ve ana” unsur, bu “özel” günlerde “Kutlama yapılması”dır.
Lûgatta “Kutlama” sözcüğüne bakınca gördüğümüz: “Önemli ve sevinçli bir olay için yapılan tören” olduğu…
Herhangi bir kutlama töreninin insansız yapılması ise olanaksızdır.
Ancak ne var ki, özellikle son dönemlerde, anlamsız ve gereksiz davranışlarıyla -eminiz, kendisini atayanları da sıkıntıya sokan- Adana Valisi Sayın COŞ, dünkü 5 OCAK, Adana’nın Kurtuluş Bayramında, Ata’yı ve Töreni halka yasakladı. Adeta “Majestelerinin Bayramı” haline soktu.
Sayın Vali mutlaka bilir, Osmanlı Sultanları, Cuma Selamlığında, “Kapıkullarını”: “Padişahım mağrur olma, senden büyük Allah var” diye bağırtırlardı…
Sayın Vali “Halksız Bayram” isteyince Adanalının haklı tepkisini davet etti.
Herkesin bildiği amma üst görevdekilerin sıkça anımsaması gereken bir husus: “Mahkeme kadıya mülk değil”
Kuşkusuz, çok uzun olmayan bir süre sonra, artık Adana Valisi olmayacak olan Sayın Hüseyin Avni COŞ, geriye dönüp baktığında –eminiz- dünkü günde olanlar gibi durumlarda, verdiği emirlere pişman olacak, muhakkak…
Gerçi baskıcı/faşist rejimler, kendi kadrolarıyla, halksız kutlama yaparlar ancak biz yönetimi bu nitelemeden tenzih ederiz ve etmekte ısrar ederiz, ta ki kendileri bizi tekzip edene kadar!
Günümüzde birilerinin -isteyerek ya da gaflete düşerek- Lozan yerine ikame etmek istedikleri Sevr uyarınca “Öksüz” bırakılıp, İşgale terk edildiğinden, “Kendi kendisini kurtaran” Adana’nın “5 Ocak Kurtuluş Bayramı” gibi bir günün kutlaması, bilinsin ki, en başından bu yana halkın katılımıyla yapılmıştır; Badema da öyle yapılacaktır.
Bir üzücü istisna olan, dünkü gün sergilenen anlayışın, Vali COŞ’tan sonra tekerrür edemeyeceğine inanmaktayız.
Bu inancımızın kaynağı, demokrasi, hukuk ve Adanalının iradesinin “Baskıcı” zihniyete her zaman üstün olacağına inancımızdır, muhakkak.
Sayın Vali COŞ, “Özel Davetlilerinin” katılımıyla kendi dar çevresinde, her kutlamayı yapabilir;
Amma Adana’mızın, kendi öz gücüyle, bir nefis müdafaası sonucu gerçekleştirdiği “5 Ocak, Kurtuluş Günü” kutlaması, Adanalılara serbest olmadığı ahvalde yapılan, asla “Halkın Bayram Kutlaması” değildir, olamaz.
Adanalının haklı tepkisini davet eden davranışlardan vazgeçmeyen, her fırsatta aynı tepkiyle karşılaşacağını bilmeli;
Zira Adanalı, İstiklal Marşı şairimiz merhum Akif’in
“Ben ezelden beridir hür yasadım, hür yaşarım,
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım,
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım,
Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.” dizelerinde ifadesini bulan civanmertliği ile mütemayiz, değil mi?
Marifet, halkın tepkisini zor ve zorbalıkla bastırmak değil, halkın gönlünü kazanabilmektir;
“İdareciliği”, “Okulu olmayan” bir “San’at” olarak tarif edenlerin vurguladıkları, başarının “olmazsa olmazlarından” birisi de budur.
Belki gönül kazanmak, zorbalıktan daha zor ve zahmetli, amma muhakkak ki daha zevkli ve değerli;
İktidarı demokratik yollarla sürdürmenin de vazgeçilmezi bu, değil mi?
Sonuç olarak, halkın olmadığı törenler, ne denli görkemli olursa olsun, halkın bayramı değildir, bu bir.
“Bayram” kelimesiyle murat olunan, Bayram’ın “Hikmet-i Vücudu”: tarihte o gün, o halkın kutlamasını gerektiren “Millî, Dini veya Özel” önemli bir olayın gerçekleşmiş bulunması, bu da iki.
Yoksa halkın “Bayram” yaptığı günlerdeki kutlamalar, ne emirle yaptırılabilir, ne emirle yasaklanabilir;
Hele, asıl bayram yapması gerekenler, yani Halk, altında bulundukları idareden şikâyetçi ise.
Halk, “Ayakkabı Kutusu Partisi” şeklinde deşifre olan “Yolsuzluk” ve hayatı yaşanamaz kılan “Yoksulluk”tan şikâyetlerini, en demokratik ve temel insan haklarından “Protesto” olarak ortaya koyacak diye, halka bayramı yasaklamak,
Sayın Vali kusura bakmasın, hiç iyi bir idarecilik örneği değil.
4 aydır her bayram günü ortaya çıkan;
En başta doğrudan Sayın Valiye yönelik olmadığı halde -kusura bakmasın- bir örneğini dün gördüğümüz tür davranışlarla giderek kendisini de kapsar hale getirdiği, toplumsal tepki, ancak toplumu geren durum ve nedenleri ortadan kaldırılınca yok olur.
Böyle hallerde halkla inatlaşmak seçeneklerin en fenası; Bu bağlamda “Yumurtasız Omlet” benzeri, Halksız Bayram Yapmak” ise hiç makul değil…
Unutulmamalı ki “Mahkeme kadıya mülk değil”, Sel gider, kum kalır.
Bu gök kubbede baki kalan hoş bir seda imiş, O ne mutlu insandır ki, ardında hoş bir seda, tatlı bir anı da o bırakır…