Dün yine haberlerin baş köşesinde yer tuttu kendine Adana vali sayesinde ..! 

           Akp Hükümeti'nin, referandum ve yerel seçimlerde istediğini alamadığı  Adana için hep sopasını gösteriyor, onu sahipsizlik ve talihsiz yıllarla yaşamasını ceza olarak biçiyordu. Buna kentin ileri gelenleri, medyası, politika erbapları (!) yeterince sesini çıkarmayınca, bir vali atadı… Belli ki Adana’ya reva görülen cezalar kesmemiş başbakanı.  

           Devleti temsil etmesi gereken, Adana halkına sorumlu olması gereken H.Avni Coş, ne yazık ki yaşadıkları ve yaşattıklarıyla, yarı açık cezamızı, hücreye çevirdi.

           Başbakan ve Akp’li Milletvekilleri hangi yüz ve tutumla oy istemek için meydanları arşınlayacak, oy isteyecekleri Adanalıya “Gavat” diyen, gerginliklerin sürekli baş aktörü olan,  Belediye başkanıyla kavga edip duran, törenlere sadece vali beyin reva gördüklerinin alındığı, halktan uzak kendine yakın , Adanalı vatandaşlara barikat kuran bir vali ve onun arkasında duran Akp zihniyeti.

Sanırım onlarda bu portreden rahatsız fakat, görevden almanın Adanalıyı memnun etmesi gerçeğini kabullenmek istemiyorlar… 

          Çünkü cezamız bitmedi Ankara’da…

          Bir de 30 Mart akşamı var tabi…

          O akşam eldeki avuçtaki hesapları tutmazsa “Eyvah Eyvah”, düşünemiyorum dahi… Adana’nın cezası nasıl şekillenir, ne gibi acı taktikler geliştirir hükumet cephesinde bilemiyorum. Fakat bu manzaraları arayacağımız kesin…

          Ulusal basına göre vali portremiz; Polisi özel güvenlik görevlisi gibi kullanan, fırça atmayı maharet sanan, kendi yerel medyasını oluşturan bir zihniyet …Devleti değil, hükumeti temsil eden ve bir İl başkanı gibi çalışan, bazen hükumet sözcülüğüne soyunan, ve Türkiye’de en çok konuşulan bürokrat olma özelliğini taşıyan bir isim.  

          Vatandaşına bu kadar uzak bir Vali portresi görmemiştir Türkiye, bu ilki de yaşattık ülkeye hayırlı olsun !!!

          Ve giderek ara açılıyor… Adanalı ile vali H.Avni Coş arasında ki gerginliğe bir an önce Akp Hükümeti son vermezse, bu inatlaşmaya onlarda katılırsa, vay halimize…

          Benim Pazar günü Atatürk Parkı’nda düzenlenen törende gördüğüm ve şaşırdığım manzara, daha  olaylar başlamadan önce beni vahamete itmişti.

          Düşman işgalinden kurutuluş töreni değil de uluslar arası dev bir organizasyon yapılıyorcasına, sanki olimpiyat ateşi yakılıyor da devlet başkanları gelmiş, keskin nişancılar çatılarda, caddeler trafiğe kapatılmış, yetmemiş polis yığınağı yapılmış, o da kesmemiş demir barikatlarla anıt alanına giriş çıkışlar kapatılmış.

          Kimi kimden ayrıştırılıyor diye serzenişlerle geçip giderken oradan, daha önceleri hiç tanık olmadığım bu fotoğraf Adanalı olarak yeterince üzücüydü. İzci çocuklar sokakta kalmış tören alanına alınmamış önce, gazilere yapılan saygısızlık başka bir vahamet, görevini yapmaya çalışan gazetecilere de barikattan nasibini verme çabası ayrı bir gaflet…

29 Ekim Törenlerinden sonra 5 Ocak kutlamasına da damgamızı vurduk ya, sanırım bu bağımlılık yaptı… Halk ve valilik arasında ki uzaklaşma sürüyor.