Anayasamızın ilk üç maddesi Devletimizi, O’nun esaslarını ifade eder. Anımsayalım:
1. Madde: “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.”
2. Madde: “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.”
3.Madde: “Türkiye devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Millî marşı İstiklal Marşı’dır. Başkenti Ankara’dır”
Anayasamızın 4. Maddesi ise: “Anayasanın 1\'inci maddesindeki devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2\'nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3\'üncü maddesindeki hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.”
Ortalama zekâlı her okuryazar bu maddeleri okuyunca Anayasa, ilk 3 maddesindeki hükümler için bir değişiklik teklifini dahi yasaklamıştır, anlar. Beğenirsiniz veya beğenmezsiniz ancak Anayasamızın gerçeği budur.
Daha 1919 mütareke döneminden beri, Ulusal Egemenlik, tam bağımsızlık karşıtı gericilerin Atatürk Türkiye’sine karşı yürüttüğü sinsi savaşın ana fikri Anayasamızın ilk 3 maddesinde ifadesini bulan devlet esaslarını ters yüz etmektir. Bugünkü müttefikler:
“2. Cumhuriyetçilerin”, “Liboşların” “Gericilerle”, “Mandacıların” ortak paydaları budur.
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temel yasası Anayasamız, bu gerçeğin idrakinde olduğundandır ki 4. maddesiyle ilk üç maddedeki esasların “değişiklik teklifini” dahi olanaksız kılmıştır.
Anayasa Mahkemesinin yapılmak istenen değişiklikleri incelerken bu yönüyle değerlendirme yapmasından daha tabii bir şey olabilir mi?
Bizde olsun başka demokratik ülke sistemlerinde olsun, bir yasayı değiştirmek için önce bir “teklif” yapılıp; o “değişiklik teklifi” üzerinde görüşülerek, karara varılmasından doğal başka şey olabilir mi?
Demek ki önce ortaya “Teklif edilebilir” bir değişiklik gelecek, onun usulüne uygun görüşme ve yeterince oy desteği almasından sonra değişiklik yapılmış olacaktır. Bu değişiklik teklifinin dolaylı yolla bile anayasanın ilk üç maddesinin “değiştirilemezliğine” dokunmaması esastır.
T.C.Anayasası, anayasa değişiklikleri dâhil, tüm yasalardaki değişikliklerin Anayasa Mahkemesinin denetimine tabi olduğuna dair 148. maddesi hükmünde, Anayasa değişikliklerinde yapılacak olanı şekil bakımından diye açıklamıştır. Anayasada daha ileri bir ifade yoksa bunun nedeni, Değiştirilmesi teklif bile olunamayacak bir hususun TBMM’den geçeceği akla bile getirilemediğindendir.
“Ancak şekil yönünden incelenebilir” diyenlerin unuttuğu çok mühim 2 husus:
1) ortada bir değişiklik “Teklifi” olmadan değişiklik yapılabilir mi?
2) Anayasaya göre “teklif edilemeyecek bir değişiklik” sırf yeter imza ile yapıldı diye görüşülebilir mi?
“Yapılamayacak teklif” sırf yeter imza ile yapıldı diye görüşülebilir mi?
Değişiklik denetimi hakkında, anayasada “teklif”ten söz edildiğine göre, yapılamayacak bir teklif söz konusuysa, o zaman yasaya göre yapılmamış sayılmak gereken bu teklifin Anayasaya aykırılığına karar verilmemesi Mahkemenin görevini yapmaması olur!
İşte şimdi birilerinin bir kaşık suda fırtına koparmaya çalıştıkları da bundan başkası değil. Anayasamızın “Türkiye Cumhuriyeti…bir hukuk devletidir.” Hükmünü fiilen değiştirip, “Kuvvetler ayrılığı” yerine “Kuvvetler Birliği” sistemini getirmeye göz yummasını isteyenlerdir ki, bir bardak suda fırtına koparıp, Hükümeti Anayasa Mahkemesini tanımamaya teşvik ediyorlar.
Asıl o kafalardır ki Anayasayı ihlale teşvik ve telkinleriyle Anayasa Suçu işlemektedirler; Anayasamızın eylemli değiştirilmesini önermekle Silivri’de tutulanlara atfedildiği izlenimi verilmek istenenden çok ağır suç işlemektedirler.
Anayasayı, zorla, kısmen bile olsa değiştirmek suçunun cezası açıktır.
Anayasanın “teklif bile edilemez” dediği değişikliklerin yapılması, “ne yapalım, sayısal çoğunluktalar” deyip, bir şey yapmadan seyredilecek bir şey değildir.
Türk Devletinin ebediyen yaşatılması için görevli olduğunun bilincindeki Ulus, görevli kurumlarıyla, devletin özünü yok edecek girişimlere yol vermeyecektir…