Eylül sonu, “son hedef muhalefet” başlığı altında yazdığım bir yazıda, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu uyarmış, AKP İktidarı’nın son hedefinin muhalefeti tüketmek olduğuna dikkat çekmiştim.

CHP içinde bugün yaşananlara ve gelinen noktaya bakınca aylar önce yaptığım uyarının hiç de haksız yere yapılmadığını  gördüm.

Aylar önce yaptığım bu tespitin yersiz olmadığını düşünüyorum.

Çünkü, CHP Kurultayından hemen sonra yaklaşık 1,5 saat görüşme fırsatı bulduğumuz Genel Sekreter Önder Sav’a, o gün  kaygılarımı iletmiş “bu yenileşme, CHP’nin ikinci Cumhuriyetçilerin eline geçmesinin ilk basamağı olur mu, CHP İkinci Cumhuriyetçilerin eline geçer mi ?” diye sormuştum.

“Hayır” demişti sayın genel sekreter ve devam etmişti, “ben bu partide olduğum sürece, Türkiye Cumhuriyeti Devletini kuran, Atatürk ilkelerinin en büyük savunucusu olan  CHP’nin, ikinci cumhuriyetçilerin eline geçmesine izin vermem. CHP’nin ikinci cumhuriyetçilerin eline geçmesi için benim ölmem gerek” diye devam etmişti..

Şimdi, “Ben var olduğum sürece CHP Atatürk ilkelerinden sapmaz, ikinci cumhuriyetçilerin kucağına düşmez” diyen sayın Önder Sav yok artık.

Devre dışı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Önder Sav’ın tüm yetkilerini Süheyl Batum’a verdi.

Süheyl Batum, medyatik bir unsur.

Birikimli, kendi  alanındaki konulara oldukça hakim.

Ama gel gör ki, teşkilata ve CHP’ye uzak.

Aslında duruşuyla, söylemleriyle ve yüreğiyle uzak değil, ama pratik olarak uzak.

Yakınlaşmak, CHP’yi yakın tehlikelerden korumak, CHP’nin yeni genel Sekreteri Batum’un çok zamanını alacak.

İşte benim endişelerim de, bu “uzun zaman alacak” noktasında  başlıyor zaten…

Yeni yönetim kadrolarının çok değerli olduğundan  kuşku duymuyorum. Ama onlar daha teşkilatı tanıma fırsatı bile bulmadan kendilerini,  AKP’nin “yok etme” tuzağının içinde bulacaklar.

AKP’nin dikensiz gül bahçesi yaratma özleminin son noktası biliyorsunuz ana muhalefet partisi CHP’yi işlevsiz hale getirmek.

CHP’nin tüm gücünü, AKP planlarını ters yüz etmeye ayırması gerekirken, AKP taklitçiliği yaparak “göze girmeye” çalışması düşündürücü.

Ortada, türban savunusu ve diğer gerici taleplerin hayata geçmesi için elinden gelen tüm devlet imkanlarını kullanan bir AKP var zaten.

CHP’nin AKP taklitçisi söylemlere sarılıp, kendi öz benliğinden uzaklaşması, CHP’nin doğasına aykırı.

Dilerim, bugüne kadar yaşanan yanlış taktikler son bulur ve milyonların umut bağladığı CHP kendi geleceğini, AKP söylemleriyle tüketmez…