Çukurova Üniversitesi’nin benim gözlemlediğim kadarıyla başarı ve sıkıntılardan bahsedeceğim.
         14 Ekim Perşembe günü Çukurova Üniversitesi Tiyatro Kolunun (ÇÜTİK) tiyatrosuna davetliydim. Yazarı, yönetmeni, oyuncusu, teknik sorumluları ve hatta seyircisi bile gençlerden oluşmuş dev bir kadroydu. Tiyatro başlarken endişelerim çoktu. Tiyatro davetiyesinde oyunun komedi olduğu belirtiliyordu. Üniversite gençliğinin tiyatro yapıyor olmasından dolayı tahminin eleştirel bir oyun olacağıydı. İşte endişem buradaydı. Eleştirel tattaki bir oyuna gülebilecek miyim diye? Oyun başladı bitti. Endişemde haksızmışım. Eleştirilerin bu kadar komik anlatılacağı aklıma bile gelmezdi. Hayatımda izlediğim tek kişilik gösteriler olsun, tv tiyatroları olsun, komedi filmleri olsun içlerinden en komiği hangisi diye soracak olursanız, cevabım bu tiyatro kolu arkadaşlarımın yaptığı muhteşem eserdir olacak. Tek kelimeyle muhteşem yazmışlar ve muhteşem oynadılar. Salonda bazılarının kahkaha krizine girdiğini duydum. Bu krizler bile çok büyük gülmelere yol açtı.

           Oyundan sonra ÇÜTİK üyeleriyle sohbet imkanımız olmadı ama ileride onlarla da oturup konuşacağımız zemin hazır. Mutlaka sıkıntıları olduğundan eminim. Çünkü diğer başka bir kol olan Çukurova Üniversitesi Atlı spor kolunun çok sıkıntıları var. Tiyatrodan bir gün önce Atlı spor kolu beni kol odasının bulunduğu ufak bir çiftlik tadında olan üniversiteye bağlı yerlerine davet ettiler. Birkaç tane at, atın koşturulduğu çevrili alan, köpekler ve bıldırcın kafesinin bulunduğu çok samimi bir ortamdı. Atlı spor koluna üye olmak isteyen öğrencilerin var olduğunu ve tek tek eğitim aldıklarını gördüm. Küçük bir miktar verilip üye olunuyor ve o küçük miktarlar toplanıp küçük çiftliğin masraflarını karşılıyor. Güzel bir samimi ortam ve güzel işleyen bir yönetim anlayışı kazandırılmış. Ama işte sıkıntılar çok. Bu kolun başkanıyla uzunca bir sohbet etme imkanım oldu. Ve inanıyorum ki sıkıntıları bir çözülse bu arkadaşların çok güzel işler yapacağından eminim. Sıkıntılarının en büyüğü ise atlı eğitimin verildiği alan. Çevrili alanın dar olması ve zeminin sert olması büyük sıkıntılara yol açıyor. Sert zemine düşmeler sonucu sakatlanmalar olduğunu duydum. Ve bu zeminin elverişli bir eğitim alanı olması masraflı bir iş dediler. Eğitimden toplanan paranın bu platformun masraflarına anca yettiğini düşünürsek gerçektende bu sıkıntıların haklı olduğunu düşünüyorum.

           Kol başkanının ve diğer koldaki arkadaşların şu cümleleri beni inanın çok mutlu etti. Bir gün buraya bir engelli bir kardeşimiz gelmiş. Atı gördükten sonra o kardeşimizin mutluluğu kol üyeleri arkadaşları çok etkilemiş. Bana anlatırken etkileri gözlerinden okunuyordu. O arkadaşların dikkatle vurguladığı bir nokta var. Biz Pazar günlerimizi ayırıp engelli çocuklarımıza seve seve gönüllü eğitimler veririz dediler.  Atlarla ilgilenmeleri psikolojik yönden onları gerçekten çok olumlu etkileyecektir. Bunun ne kadar içten ve samimi söylendiğine ben şahit oldum. Sizi kutluyorum güzel kardeşlerim. Beni bu düşünceniz çok çok mutlu etti. Ama o kardeşlerimin bir sıkıntısı var işte. Eğitim alanı için destek istiyorlar. Çok şey istemiyorlar. Zeminin ve alanın yeniden düzeltilmesi yani daha sağlıklı bir şekilde bu sporun yapılması. O zeminin elverişli bir hale getirildikten sonra düşünsenize o engelli vatandaşlarımızın orda eğitim alırken o atlarla ilgilenirken mutluluğunu…

          Umarım bu konuyla alakalı kapı çaldığımızda o kapılar yüzümüze kapanmaz. Bu konularda samimi olduklarını söyleyen büyüklerimiz umarım bu güzel düşünceli üniversiteli arkadaşlarımızı geri çevirmezler…