Gazeteci Murat Berhun, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na karşı "Gitsin" polemiğine değindi.

Son günlerde “Kılıçdaroğlu gitsin” deme veya yazma modası var.
Zira Referandum sonuçlarının unuttturulması lazım.

Hani Kanuna, TBMM’ye ve Anayasa mahkemesinin mevcut kararlarına rağmen; kanunen kabul edilmemesi gereken ancak kabul edilen mühürsüz oylar varya ondan bahsediyorum.

2,5 milyon civarındaki oydan bahsediyorum.  Ama moda o değil,”Moda Kılıçdaroğlu gitsin” modası
Fox TV’den Uğur Dündar’a, Yılmaz Özdil’den yandaş yazar ve Tv’lere kadar herkesin derdi: “Kılıçdaroğlu!
***
Eeee “3 mayıs Dünya Basın Özgürlüğü” gününde İstanbul Beyoğlu’nda Galatasaray lisesi önünde TGS olarak yaptığımız basın açıklaması öncesinde özçekim yapıp “İstiklal Caddesi ruhunu kaybetmiş” yazıp sosyal medyada paylaştım.

Bi baktım 4 Mayıs Perşembe günü Hürriyet’ten Ahmet Hakan aynı konuyu yazmış! :) 
Demek öngörülerimiz gerçekçi! 
O zaman ben de yazayım.
Modaya uyayım.
Ne de olsa şimdilik! yazabiliyoruz.
 

***

Türkiye’de CHP’nin  oy oranı belli. Çok partili dönemde yapılan seçimlerde yıllara göre CHP’nin ve diğer partilerin aldığı oylar şöyle


1954 DP: Yüzde 57, CHP: 35
1957 DP : Yüzde 47, CHP : 41
1961 DP Kapatılır - CHP: Yüzde 36 (173 Vekil ile birinci parti) AP kuruldu:  34, YTP kuruldu: Yüzde 13
1965 AP: Yüzde 52, CHP: 28
1969 AP: yüzde 46, CHP: Yüzde 27
1973 CHP: Yüzde 33, AP: Yüzde 29, DP: Yüzde 11
1977 CHP: Yüzde 41, AP: Yüzde 36, MHP kuruldu: yüzde 6, DP: yüzde 1
1983: Darbe kapatılan partiler açılan partiler var. ANAP: yüzde 45, HP: yüzde 30
1987 ANAP: yüzde 36, SHP: Yüzde 24, DYP: Yüzde 19, DSP: yüzde 8,
1991 DYP: Yüzde 27, ANAP: Yüzde 24, SHP: yüzde 20,RP: Yüzde 16: DSP: yüzde 10
1995 RP: Yüzde 21, ANAP: Yüzde 19, DYP: yüzde 19, DSP: yüzde 14, CHP yüzde 10, Hadep Yüzde 4
1999 DSP Yüzde 22, MHP: Yüzde 17, FP: Yüzde 15, DYP: Yüzde 12, CHP: yüzde 8, Hadep: Yüzde 4
2002 Ak Parti: Yüzde 34, CHP: Yüzde 19,DYP: Yüzde 9,MHP: Yüzde 8, DEHAP, Yüzde 6,DSP: Yüzde 1
2007 Ak parti: Yüzde 46, CHP: Yüzde 20, MHP: Yüzde 14, Bağımsız: Yüzde 5
2011 Ak Parti: Yüzde 49.95, CHP: Yüzde 25.94, MHP Yüzde 12.98 Bağımsız: 6.58
2015 7 Haziran - Ak Parti: Yüzde 40.98,CHP: 24.82,MHP: 16.27,HDP: 13.44
2015 1 Kasım – Ak Parti: 49.37,CHP 25.40, MHP: 11.94, HDP: 10.77
***
Şimdi partileri ve oyları inceleyin. Ortalama yüzde 30'larda oy alan CHP ve sol partiler, yeni sisteme göre Yüze 51 alabilir mi?

Çok zor değil mi?
Sol, tek partili sistem kalktıktan sonra iktidara ancak sağ oylar bölündüğünde gelebilmiş.
Sağ oylar hep baskın.
Son yıllarda yani yakın geçmişte de solun toplam oyu yüzde 30’larda seyrediyor. Bunu ben söylemiyorum. Bunu seçim sonuçları söylüyor. Yakın geçmişte Solun en yüksek oy oranını 2015’te yakaladığı görülüyor. Yüzde 36’yı bulan bir oran. Küçük sol partilerin oylarını ekleyin 1-2 puan, yüzde 38.

Sol oylar patlama yapsa yüzde 40.
Ama yeni sistemde bu yetmez.
Daha önce deflarca yazdım. Solun en büyük partisi CHP farklı görüşlerdeki halk için yeni kapılar açmazsa ilerleyemez.

Kılıçdaroğlu bunu gördü. Ve bu nedenle bazılarına göre radikal adım attı.

Muhafazakar Mehmet Bekaroğlu, Sağ siyasetin önemli ismi İlhan Kesici'yi (başka isimlerde var) partiye kazandırdı. Böylece Muhafazakar, Sağ siyasette yer alıp CHP kültürüne uygun kişilerin partide yer alabileceklerini gösterdi. İlhan Kesici içinde aynı söylem geçerli. İki isimde tertemiz, kimsenin itirazı da yok.

CHP’ye bakışı değiştirdi. Ama tepki çekti.
Ama bana göre başarılı oldu. 

CHP son referandumda çok iyi bir strateji izleyerek başarısı gösterdi. 

Kavgasız, gürültüsüz, uyumlu ve samimi bir politika izledi. Bu Genel Başkandan, mahalle temsilcisine kadar öyleydi. HDP eş genel Başkanlarının hapiste olması nedeniyle "Hayır"ın bayraktarlığını CHP üstlendi.

Kılıçdaroğlu, buna uygun davrandı. Temsiliyet verilen Kılıçdaroğlu, SP, DP, Vatan, HDP, DSP,  MHP’’nin tabanı ve diğer siyasi partiler ile  STK’ların sorumluluklarının varlığını bilerek hareket etti.
Sonuçta bir fikir, inanılan bir davanın en basit anlatımıyla sözcüsü olarak yukarıda saydığım kesimi kırmadan bir arada tutmayı başardı.

Sonuç: iddiaya göre” Hayır” oyları çok önde. “Kanunlar çiğnenerek açıklanan” sonuç ise Hayır bloğunun yüzde 49’a varan oyu olduğuydu. OHAL altında, medya gücü olmadan, baskılar altında alınmış bir yüzde 49.

Bu başarı da “Hayır” bloğunundu. Ama başarıda Kılıçdaroğlu ve CHP’nin büyük özverisi ve katkısı yadsınamaz.
 

Aslında “Referandumda kazanan” Kılıçdaroğlu’nun birleştirici tavrı oldu. Bu tavır, ortak aday çıkarılması durumunda 2019 seçiminde ciddi bir “kazanmaya çok yakın” bir blok oluşmasının temelini attı. 
Tabi iktidara yakın medya CHPnin seçimde “şaibe” iddialarının unuttturulmak istemesi traji komik bir durum yarattı.

Bunun için referandumdan sadece 1 gün sonra yandaş kanallar “CHP’de kılıçdaroğlu rahatsızlığı”,”7 seçim kaybetti, hala koltukta”, “CHP’de parti içi muhalefet kılıçdaroğluna bayrak açtı” gibi haberler, yorumlar yaptılar.

Bir bakıyoruz aradan 15 gün geçiyor, “Hayır” bloğunda yer aldığını öne süren isimler de bu “İstemezük” kervana katılmış.
Efendim “Kılıçdaroğlu gitmeli”ymiş.

***
Evet Kılıçdaroğlu gerektiğinde gitmeli. Çok değerli isimler var onlara da kapı açılmalı.
Peki bir tek “Hayır” bloğunda yer alan yazar, siyasi veya aydın, “şu isim gelirse 2019 seçimine kadar solun yüzde 35-40 oyunu yüzde 51 yapar” diyebilir mi?
İsim verebilir mi?
Sanmıyorum.

Kılıçdaroğlu ve CHP’de kurmaya çalıştığı sistem uzun süredir oturtulmaya çalışıyor.

Parti belli kriterler ışığında geniş kitlelere açıldı. Daha uzlaşmacı, daha samimi siyaset izlendi.
Ve bu başarıldı.
Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı adayının “Hayır” bloğu partileri ve bileşenleriyle (MHPli muhalifler de dahil) görüşülerek açıklanmasından yana. Bunu söyledi.
Yani Ak parti’nin en çok korktuğu şey olabilir. Ak parti kaleleri İstanbul, Ankara yıkılmış, Ak parti sallanmış, yıkılması için çalışmalar yapılırken “Kılıçdaroğlu gitsin” demek bana göre doğru değil.
***
Şimdi CHP’nin yaptığı Ak Partinin referandumda “kanunsuzluk” yaptığını belgelemek. “Hukuksuzluğu” her yerde tescillemek. Sonra “Hayır” bloğuyla görüşerek tarafsız bir aday bulmak. Tabi bu Ekmelettin İhsanoğlu gibi olmamalı. Herkesin kabullenebileceği bir aday olmalı. Sonra 2019’da seçimi kazanmak.

Şayet o gun de seçim kazanılmazsa tartışmaya gerek kalmadan Kılıçdaroğlu’nun kendisinin gitmesi yakışı kalır. Çünkü o zaman işin ortası değil sonudur.
Biz çok zaman kaybediyoruz, ülke elden gidiyor, 2019’a kadar bekleyemeyiz” diyenlere de CHP en son 1977’de iktidar olduğunu hatırlatayım. Siyaset bir günlüğüne yapılmaz.
Sabırlı, akılcı politikalarla siyaset yapılmalı, duygularla değil.

Kılıçdaroğlu gitmeli” demekte AK Partinin ekmeğine yağ sürer
Tıpkı Deniz Baykal’ın CHP’ye ve Türkiye’ye yaptığı gibi...