[email protected]
Geçen yazımda da bahsetmiştim. Başbakanı övsen seni o partiden zannederler. Sonra muhalefeti övsen seni yine o partiden zannederler. Bir şirketi övsen kar payından yüzde alıyorsun zannederler. İşte garip bir şey… Bu yüzden hiç girmemeye çalışıyorum o konulara.
Parti düzeyi siyasete girmemeye söz verdim kendimce. Şunu söyleyeyim birilerinden çekindiğimden değil. Sadece parti düzeyi siyasetini, yazılmayacak kadar samimiyetsiz bulduğumdandır. Karma karışık olduğunu söylemeden de geçmeyeyim. Birbirlerine olan saygısızlıkları ve üslup bozuklukları beni hep kaygılandırır. Çoğu insan hep hayal etmiştir. Birbirlerine bağırıp çağırmayan siyasetçileri izlemeyi… İşte buna uçuk kaçık bir hayal derim ben. Böyle siyasi ortamda bence zor. Hem de çok zor. Evin içindeki musluğun altın olup olmadığına kadar giden basit tartışmaların, ileri de düzeleceğine hiç inanmıyorum.
Referandum öncesindeki o tartışmalar ne acayipti öyle. Bıkkınlık derecesine geldiydik. Artık ana haber bülteni izlemez olduydum o aralar. Siyaset bu kadar basit mi olacak diye gelecekten endişe duyduydum. O kadar kafam karıştıydı ki bir lider ölse diğer lider arkasından davul zurna çaldırıp oynayacak mı diye düşünmeye başlamıştım. Nasıl bir siyasi ortamdır bu anlayamadım. Genç siyasetçilerin hiç yok denilecek kadar az olduğuna, bu yazımda girmek istemiyorum. O ayrı bir üzücü, endişeli bir olay zaten.
Bu aralar ortam biraz rahat. Tabi ki yine çirkin saldırılar var birbirlerine karşı. Ama öncekine nazaran biraz daha az. Eee tabi Ocak ayından itibaren garantisi yok bunun. Ne de olsa milletvekili seçimleri yaklaşıyor. Yine ana haber bültenleri günü bir haberle kapatacak. O buna şunu dedi, o gitti şuna bu cevabı verdi diyecek. Bu haberi ballandıracak, tatlandıracak, abartacak… İşte sana 1,5 saatlik ana haber bülteni. Harbiden çok iğrenç bir durum olacak yeniden.
Biz normal vatandaşlar zaten birbirimizi ötekileştirmişiz yeterince. Bir de bunu görüşlerine göre insanların umut bağladığı siyasi liderler yapınca ülke acayip bir şekilde karışıyor. Bir de aynı görüşten olan insanların birbirleriyle olan iç çatışmalarını hiç anlamamışımdır. Daha aynı görüşte olan insanların birbirini yerken, zıt görüşlülerin birbirine saygı duymasını beklemek tuhaf kaçar. Zaten tam kalıplaşmış her hangi bir görüşteki insan toplulukları, zıt görüşlülerin ufak bir yanlışını arıyorlar. Buyurun işte kavga, kan ve ölüm. Sorsan derler ki onlar vatan hainiydi ondan öldürdük. Bizim görüş en doğrusudur. Bir gün herkes bizim görüşümüzden olacaktır. Asarız keseriz. İşte ben bu saçmalıktan başka mücadele göremiyorum. Çok acayip ve saçma bir savunma. Karşıt görüşlülerle münazara yapmayı bile kabul etmezler. Oturup konuşmayı bile düşünmezler. Öldürmenin çözüm olduğunu zannederler bizim küçük beyinli insanlarımız. Çok yazık… Sen ocusun bucusun diye diye ne kadar ayrıştık yahu. Her insan istediği görüşü kabul edebilir ama başka görüşlere karşı saygılı, tahammüllü olması şartıyla. Bir toplumda zorla sadece bir görüşün hakim olmasını istemek bence cinayetlerin en büyüğüdür. Birbirimizi dinlediğimiz, birbirimizin görüşüne saygı duyduğumuz bir dünya bizden çok mu uzakta duruyor ne? Ötekileştirmeden yaşayamıyoruz yahu. Ben şu görüştekilerle oturmam. Bilmem ben şuculara selam bile vermem. İşte böyle dersen, iletişim kurmazsan böyle devam eder. Analar daha çok ağlar.
İki ayrı partiden insanların bir araya gelip barış mesajları verdiğini göremiyoruz. Sadece biraz yakınlaşırlar. Onun sebebi de seçim yaklaşmıştır. Zaten şu seçim yaklaştığı zaman kaldırım taşları bile yeniden yapılandırılır. Bu seçim nelere kadirmiş yahu. Keşke senede bir defa olsa da bu seçimler belki ülkem çok iyi yerlere gelir. Seçim yaklaşıyor diye yerel yönetimlerde olmak üzere güzel şeyler yapmaya kalkarlar. Neyse öyle olaylara girmeyeyim de beni şu parti bu parti yanlısı sanmasınlar. Bu konuda çok hassasım. Şucu bucu damgası yiyip ayrıştırılıp ötekileştirilmeden çekinirim. Birbirimizi şiddetle ötekileştirdiğimiz bu günlerde umarım biz gençlik bu durumlara düşmeyiz. Gençler olarak birbirimizden umudumuz olduğunu biliyorum. Umutlu olmak her şey de güzel zaten. Umarım umudunu yitirmemiş, ötekileştirmek kelimesini unutmuş, farklılıkları kabul etmiş bir dünyanın bizim olması dileğiyle…