Harbiden de çok içimde kalmış. Diyeceksiniz ki neden hep böyle geçmişten bahsediyorsun. Bende diyeceğim ki o zamanlar bir yerde yazmıyordum. Vallahi hep içimde kalmış ve dolmuşum. Bazen öyle şeyler geliyor ki aklıma yahu yaz yaz bitmez. Şu güzel ülkemde o kadar yazılacak çizilecek şeyler var ki…
Aklıma gelmişken şunu da söyleyeyim. Ben hala güzel ülkem diyorum ve demeye devam edeceğim. Çünkü ben umudunu kaybetmeyen umutlu kesimdenim. “Burası Türkiye böyle şeyler olur, doğaldır !”diyenlerden de çok gıcık alırım. Tüm dünyada garip şeyler oluyor. İnsanın olduğu yerde her şey olur arkadaş! Birilerinin tuhaflığını ülkeme yakıştırmak hiç hoş şey değil. Alt kata çamaşır düştü diye iple küçük kızını sarkıtıp çamaşırı aldıran kadın için “Burası Türkiye olur böyle şeyler!” demeyin. Bu sözleri en çok haber spikerlerinden duyuyoruz. Haber spikerlerine sadece görüntüsü ve diksiyonu düzgün olduğu için haber sunduklarını hatırlatmak gerek. Kendilerini eleştirmen yorumcu olarak görmeleri çok ilginç. Hatta hatırlarsınız, geçende kendini bilmez ünlü sunuculardan biri inançlara da saygısızlık terbiyesizlik etti. Ama duyarlı vatandaşlarımız sağolsun tepkilerini ortaya koydular.
En çok içimde sızıyla kalan ne biliyor musunuz? Aysun Kayacı ‘ nın dağdaki çobanla benim oyum bir değil demesiydi. Evet o zamanlar bir yerde yazmıyordum. Ama içimde mahvettim onu. Çok isterdim çıkıp en büyük hakaretleri edip sonra hakaret davasından yargılanmayı…”Delirdin mi, yargılanmayı neden istiyorsun be adam?” diyebilirsiniz. Böyle insanlara küçük tepkiler verilmesi beni çok üzüyor. Mahkemeye kadar götürecek hakaret edilmesi gerek bence… En önemlisi de mahkemenin ne karar vereceğini çok merak ettim vallahi… Neyse burası hayal konusu. Kendileri bir reklamda öpüşmek için 250 bin dolar almıştı. Özel hayatı da malum. Böyle göz önündeki insanların ahlak bütünlüğünü ortadan kaldırması beni çok endişelendirir. Aslında bir yerde haklı. Namusuyla şerefiyle çobanlığını yapan bizim Anadolu kokan insanımızla böyle insanların oyu bir olmamalı. Neyse fikrimi değiştirdim(!) Sana katılıyorum Aysun Kayacı. Senin gibi insanlarla çoban vatandaşlarımın oyu bir tutulmamalı. Lütfen farkında olun, hakaret etmedim(!)…
Geçenlerde bir yazımda ülkedeki futbol sektörünü eleştirmiştim. Çevrem tarafından futbolu karşıymışım gibi anlaşıldı. Bu da içimde bir ukte olarak kaldı. İzlemeyi ve halı sahada dostlarla futbol oynamayı çok severim. Benim sevmediğim ve şiddetle karşı çıktığım nokta uçuk kaçık rakamların sadece topun peşinde koştuğu için birilerine ödenmesidir. Bir futbolcunun bir yıllık geliri 500 profesörün bir yıllık gelirinden fazla oldu mu işte en ağır eleştiriyi yaparım. Bir genç, aklımı mı ayağımı mı kullanayım diye çelişkiye düştüğü zaman o sektörü eleştirmekle kalmam, yerden yere vururum kendimce… Senelik gençliğe ayrılan bütçenin 7 trilyon, spora ayrılan bütçenin 300 trilyon olduğu aklıma gelince işte sinirlerim burada patlar. Benim düşüncem bu 300 trilyonun büyük bölümü futbol sektörüne gidiyor. Dünyada en büyük ticaret sektörü haline gelen futbolun sporla alakası kalmadığını da düşününce, işte gel de böyle bir olayı eleştirme…
Daha çok şey içimde kalmış ama bazıları böyle ulu orta anlatılmaz. Siyasilerin birbirlerine çirkince saldırısı, sanatçı dediğimiz insanların halleri daha neler neler… Hepsi içimde kalmış vallahi. Neyse hakarete varmadan düzeyli eleştirmeye, yazmaya devam !!!