TMMOB “Çevre ortak değerimizdir”

TMMOB Adana İKK Sekreteri Ahmet Uncu, Dünya Çevre Günü dolayısıyla açıklama yaptı

TMMOB “Çevre ortak değerimizdir”
banner686

Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Adana İKK Sekreteri Ahmet Uncu 5 Haziran Dünya Çevre Gününde yaptığı açıklamada; çevrenin ortak değerimiz olduğu ve bu değer üzerinde tüm canlıların eşit seviyede bir yaşam hakkının bulunduğunu vurguladı.

Artan nüfus ve sanayileşmenin getirdiği çevresel sorunlara dikkat çekmek, geçici çözümler yerine, kalıcı bütünsel çözümler sunmak amacıyla; 1972 yılında Birleşmiş Milletler Çevre Konferansında 5 Haziran’ın,  Dünya Çevre Günü olarak kabul edildiğini belirten Uncu;  ortak değerimiz çevre konusunda koruyucu kollayıcı olunursa, yaşamın devamlılığının gerçekleşeceğini, aksi halde durumun içinden çıkılmaz, çözümsüz bir yumak haline geleceğine dikkat çekti

"DÜNYANIN DEĞİŞİMİYLE BİRLİKTE ÇEVRE SORUNLARI DA ÇEŞİTLENİYOR"

Artan nüfus ve gelişen teknolojilere ayak uydurmak istenirken, tüketim alışkanlıklarının değişmekte olduğunu ve dünyada olduğu gibi bölgemizde de çevre sorunlarının her geçen gün çeşitlilik göstererek arttığını belirten Uncu şöyle devam etti:

Son günlerde yaşadığımız pandemi süreci yaşam alanlarımızda hava kalitesinin ne denli önemli olduğunu bir kez daha göstermiştir. Hava kirliliğinin yoğun yaşandığı kentlerde solunum sistemi rahatsızlıklarının olması da beklenen bir sonuçtur. Bu sorunun çözümüne yönelik daha fazla bütçe ayrılması ve gerekli tedbirlerin alınması ivedi bir ihtiyaçtır. İklim değişikliğiyle beraber, atmosferik olayların mevsime bağlı olmaksızın zamansız değişimleri, yapılan ve telafisi mümkün olmayan çevresel tahribatlarla birlikte, altyapı sistemleri yetersiz olan ilimizde pek çok soruna neden olmaktadır. Daha önce kullandığımız yeraltı suları kirlenme nedeniyle kullanılmaz hale gelmektedir. Bu nedenle kentin altyapı sistemlerinin sağlıklı hale getirilmesi gerekmektedir.

ÜLKEMİZDE SU KITLIĞI YAŞANABİLİR

Son günlerde yaşadığımız salgın sürecinden korunmanın en önemli unsurunun kişisel hijyen ve temizlik olduğu, bunun sağlanmasında da suyun yaşamsal önemde olduğu görülmüştür.DSİ verilerine göre ülkemizde kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı yaklaşık 1.350 m3‘tür ve Türkiye su azlığı yaşayan bir ülkedir. 2030 yılında ülke nüfusumuzun 100 milyonu bulması öngörülmektedir. Bu durumda kişi başına düşen su miktarı 1100 m3‘e düşecek ve su kıtlığı yaşanabilecektir. Bilinçsizce kullanılan ve kirletilen su kaynaklarımızın son derece sınırlı olduğu unutulmamalıdır.

"FOSİL YAKITIN KULLANIMININ AZALTILMASI VE YEŞİL ALANLAR ARTIRILMALI"

İklim değişikliğinde en önemli iyileştirici etken; fosil yakıtların kullanımının azaltılması ve yeşil alanların artırılması olarak özetlenebilir. İlimizde çeşitli zaman dilimlerinde yeşil alan tahribatları sonucunda ağaçların kesilmesi, yeşil alan miktarında azalmaya neden olmuştur. Meydana gelen tahribatlarla birlikte hava kirliliğini önlemede önemli bir yere sahip olan yeşil alanlar azalırken, kirlilikte artmaktadır. Yeşil alanların azalmasına neden olan, insan sağlığını ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyen, ekolojik temele dayanmayan planlama ve uygulamalardan vazgeçilmeli, aynı zamanda insanların hem dinleneceği, hem dolaşacağı kent ormanları yaratılmalıdır.

SIFIR ATIK PROJESİ UYGULANMALIDIR

Son 2 yıldır ağırlıklı olarak basında, sosyal medyada kentimizde atıkların alıcı ortamlara ve boş arazilere gelişigüzel atılarak yakıldığı haberleri yer almıştır. Öncelikle gerek ithal atıkların gerekse yurtiçindeki atıkların yaşam alanlarımız olan kentlerin herhangi bir yerine gelişigüzel atılması, yakılması öncelikle de ithalatı kabul edilemez.  Bu gelişigüzel atılan atıkların çevreyi, doğayı kirleterek doğadaki tüm canlı yaşamının sağlığını olumsuz şekilde etkilediği unutulmamalı; sıfır atık projesi uygulanarak yerinde dönüşüm için çalışmalar yapılmalıdır. Toprağın erozyonla kaybedilmesi, toprağın çeşitli insan faaliyetleri sonucu kirletilmesi, tahrip edilmesi ve özellikle ilimizde son yıllarda kentleşme, kentsel dönüşüm adı altında çok katlı binaların, verimli tarım arazilerine yapılması tahribatın boyutlarını da görmemizi sağlamaktadır.

TEMİZ VE YENİLEBİLİR ENERJİ TERCİH EDİLMELİDİR

Çevre ve canlı yaşamı üzerinde tahribatlar yaratarak ölümcül etkileri olan kirli enerji kaynakları değil, temiz ve yenilenebilir enerji kaynakları tercih edilmelidir.  Enerji konusunda kayıp kaçak oranı azaltılmalı ve kaynakların ve enerjinin kullanımı konusunda tasarruf bilinci geliştirilmelidir. Tarih boyunca birçok medeniyetin kaderi; ortak değerlerimiz toprak, su, hava ve ormanların tahribata uğraması ile yön değiştirmiştir. Yani ortak değerlerimiz olan toprak, su, hava ve yeşil alanlarımız medeniyetlerin kaderini belirlemiştir. Yaşam alanları; atalarımızdan miras değil, çocuklarımızdan ödünç aldık ilkesiyle korunmalıdır.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER